header image
18 Eylül 2009 Röportajlar 3 Yorum var
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Osman Sınav Fan olarak bu geçen hafta içerisinde bir süprizimiz olacağını açıklamıştık ve nihayet süprizimizi yoğun iş temposunda bizleri kırmayarak, Doludizgin Yıllar Ailesi’nin cevap bulmayan ya da merak edilen sorularının bulunduğu  röportajı yanıtlayan Doludizgin Yıllar Senaristi Yiğit Güralp Röportajı 3.bölümü ile karşınızdayız. ilk ve ikinci bölümü ile büyük yankı bulan röportajımızın üçüncüsü ve son bölümü sizlerle.  Yazıyı okuduktan sonra iyi ya da kötü yorumlarınızı paylaşacağınızı düşünerek tüm Doludizgin Yıllar Ailesi’nin ve Osman Sınav Fan Hayranları adına tekrar Doludizgin Yıllar Senaristi Yiğit Güralp‘e Teşekkür Ediyoruz… Keyifli okumalar diliyoruz… Okuduktan sonra lütfen yorumlarınızı paylaşın, teşekkür dahi bu ekibin ne kadar çok sevildiğini ve ne kadar çok özlendiğinin göstergesi olacaktır. Doludizgin Yıllar Ekibi için de sizler birer ilham kaynağı olduğunuzu unutmayın…

TOPLUM KÜLTÜRÜMÜZLE BAĞDAŞMAYAN HİKAYELER ANLATILMAYA BAŞLANDI

Osman Sınav Fan Editörü :

Bugüne kadar her bölümde reyting kaygısı duymadınız, reytingi ölçü alarak dizinin bitmesini istemediniz, bu konuda gerek Osman Sınav ve ekibi, gerek siz çok hassas davrandınız. Ama yinede böyle güzel ve kaliteli bir yapımın, diğer kanallarda reyting rekorları kırarak izlenen dizilerden hem hikâyesi hem de oyuncu kadrosu ile hem de topluma verdiği mesajlar ile çok üstün olduğunu neden insanlar anlamıyor ya da bilmiyorlar?  Ya da halkımız bu tür dizileri neden sevmiyor?

Yiğit Güralp :

Öncelikle rating kaygımız olmadığı konusu tam olarak söylenildiği gibi değil… Televizyona bir proje yapıyorsanız TRT’de dahi olsanız ratingler hala bir projenin devam edip etmemesi konusunda etkili… Üstelik TRT’nin bu anlamda diğer kanallardan çok daha sert ve keskin kuralları var… Belli bir rakamın altına düştüğünüz zaman televizyon dünyası gözünüzün yaşına bakmıyor… Bu bizim için de hala geçerli…

doludizginyillar-osmansinav-2.jpg Seyirciye gelince… Ekranlarda gördüklerimizi her ne kadar seyirci tercih ediyor denilse de bu Amerikan televizyonculuğundan beri var olan kendisine bu ekolü seçmiş tüm dünya ülkelerinin de on yıllardan beri söylediği koskocaman bir yalan… Seyirci ekran içeriğine karar vermiyor… Ekran seyircide belli alışkanlıklar yaratıp onun tercihlerini kontrol altında tutuyor…

Bu anlamda televizyonun altın kurallarından biri seyirciye özlenen ve arzu edilen hayatları sunmaktır… Türkiye’de bunu son yıllarda lüks malikanelerde, konaklarda, hoş adamlar ve hoş kadınların her şeye sahip güçlü dünyalarını resmederek sundular… Başarılı da oldular… Sonuçta herkes lüksü, birçok insanla yaşanabilecek aşkları arzu eder… Hani şu Zerrin Özer’in “Bana Hep Bana” şarkısı gibi… Sevgilimden ayrılmadan her gün yeni aşk yaşasam, çok yesem ama zayıf  kalsam gibi :)

Ama iş bir noktadan sonra özellikle etik anlamda raydan çıktı… Özlenen ve arzu edilen hayatlar adı altında seyirciye; toplum kültürümüzle bağdaşmayan ahlaksız ve deli saçması hikayeler anlatılmaya başlandı…

Sanırım benim senaristlik maceramda tam bu dönemde bu akıma bir tepki olarak başladı… Çünkü benim özlenen ve arzu edilen hayatlardan anladığım güçlü dostluklar, dayanışma, birimiz hepimiz için hepimizi birimiz için olgusu, sosyal devlet, sosyal toplum, sisteme başkaldırış, gerçek ve güçlü romantizm, samimi bir aşk… İnsanlar bugünlerde bunları konaklar ve malikanelerde ki lüks yaşamlardan daha çok özlüyorlar… Özellikle de neyin ne olduğunu yeni yeni kavramaya başlayan genç kuşak…

Dolayısıyla rakamların gösterdiğinden daha geniş bir seyircimiz olduğunu biliyorum… İdealist söylemlerimiz yüzünden bizimle aynı yolu yürümek istemiyor gibi görünen bazı kanal ve yapımcılar bile ne kadar inkar etseler de bizi takip ediyorlar… Niçin kablolu kanallarda birden bire insan ve at üzerinden anlatılan filmler ve çizgi filmler yayınlanmaya başlandı… Nasıl oldu da bazı şarkıların içinde “doludizgin koşar atlar” diye cümleler geçmeye başladı… Durup dururken neden birçok reklam filminde atlar koşturup boy göstermeye başladı… Neden geçen yıl bizim kullandığımız replikler, şiirler, şarkılar başka projelerde boy gösterdi… Ne yani bunların hepsi tesadüf mü? Hadi canım yapmasınlar :) Bu yeni sezona bir bakın… Daha ilk haftalardan hemen hemen tüm dizilerde şarkılara ne kadar çok önem verildiğine siz de şaşıracaksınız…

ORTAK HAYALLERİ OLMAYAN İNSANLAR ORTAK BİR GELECEK DE KURAMAZLAR

Osman Sınav Fan Editörü :

Bir gün bu dizi de sona erecek, her yeni başlangıcın bir sonu, her sonun da bir başlangıç olduğunu bilerek, sizce nasıl bir tepki ile karşılaşacaksınız? Doludizgin Yıllar Ailesini mutlaka merak ediyorsunuz, onlara söylemek istedikleriniz var mı?

Yiğit Güralp :

Bizim seyircimizin büyük çoğunluğunun hikayemizin tadında kalması konusunda bizimle hem fikir olduklarını biliyorum… Bir dizi bittiği zaman benim de çok üzüldüğüm yıllar oldu… Ama yıllar yıllar sonra aklımda sadece tadında bitmiş diziler aynı güzellikte kaldı…

Ama bir de sevilen diziler hiç bitmesin, Ayça’da Berk’den ayrılmasın isteyen bir kitlemiz var :) Elbette ki izlediğiniz bir filmin etkisi altında kalmak kadar doğal bir şey yok… Bu o filmin başarısını gösterir… Ama seyirci olarak da bunun bir film olduğunu unutmamamız gereken bir sınırımız olmalı… Biz ülke olarak bu sınırlarda ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz… Bu da hayal kurmaya yardımcı olan tek unsur olarak televizyonu kullanıyor olmamızdan kaynaklanıyor… Reşat Nuri ve Halit Ziya’yı okumazsanız, bu merhum iki ustayı ucuz birer pembe dizi yazarı zannedersiniz… Oysa okuyarak da hayal kurabilirsiniz… Tiyatroya giderek de hayal kurabilirsiniz… Doğayla yüz yüze gelip gökyüzüne bakarak tek başınıza da hayal kurabilirsiniz… Bazen hayatın içinde ortak dostlarınızla bir arada ve sevgilinizle de baş başa hayal kurabilirsiniz… Bir toplum hayal kurma işini televizyonlara ve onların reklam verenle patron arasında sıkışıp kalmış maaşlı yöneticilerine bırakıyorsa vay onların haline… Çünkü ortak hayalleri olmayan insanlar ortak bir gelecek de kuramazlar… Sosyal ve kültürel yönden modernleşmeden bu sorunu çözmek çok güç…

Osman Sınav Fan Editörü :

Doludizgin Yıllar Ailesinin sözcüsü olarak sizlere merak ettiklerimizi sorduk. Geçmişe böyle güzel yapıtlar bıraktığınız için ve bunu bizlere yaşattığınız için tüm Doludizgin Yıllar Ailesi olarak sizlere Teşekkürü bir borç biliriz ve Doludizgin Yıllar Ailesinin güzel dillerinden dökülen “Sizleri Çok Seviyoruz” kelimesini hep birlikte haykırıyoruz. Emeği geçen herkese Teşekkürler. Ayrıca bu röportajı kabul ederek bizlere zaman ayırdığınız için de Teşekkürler…

Yiğit Güralp :

Ben teşekkür ederim… Ancak size önerim bu tarz röportajları tüm ekiple yapmanız yönünde olacaktır… Ben hiç setteki çaycı ağabeylerimizle kardeşlerimizle röportaj yapıldığını görmedim… Bence A’dan Z’ye herkesle bu sorularınızı paylaşarak fark yaratmalısınız… Herkese selam ve sevgilerimle…

14 Eylül 2009 tarihli Yiğit Güralp Röportajı 3 bölüm olarak yayınlanarak sona ermiştir. Daha sonraki süprizlerimiz için Osman Sınav Fan’ı takip ediniz…

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular