header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

“Deli Yürek” adli televizyon dizisinin yönetmeni Osman Sinav, devletin hem de adaletten sorumlu bir üst düzey yetkilisinin gösterdigi tepki karsisinda sasirmis durumda. “Böyle bir diziye mafyanin tepki göstermesi gerekirken devlet tepki gösterdi, olacak gibi degil” diyor.

Birbirine benzeyen, senaristlerin büyük bir ihtimalle el altindan birbirine aktararak yazdiklari senaryolarla ortaya çikan dizi filmlerden farkli bir dizi film çekiyorsunuz. Türkiye’nin yasanmakta olan gerçeklerine temas ettiginizi de söylüyorsunuz. Hangi cesaretle bu ise kalktiniz?

Ayrica bu isi gerçeklestirmek de çok zor. Dizi film sektöründe daha kolay çekilebilen, daha az masrafli filmlerle bu reytingi alabilirsiniz. Biraz komedi, biraz macera katabilir, halkin sevdigi kodlanmis hikayeleri isleyebilir, sizin söylediginiz gibi senaristlerin birbirine el altindan vererek adeta çogalttiklari senaryolardan birini çekebilirdiniz.

Akintiya kürek çeken bir dizi film adeta.

Dogru, böyle bir zorlugu basarmaya çalisiyor. “Deli Yürek”, bir proje tabii ki. Simdiye kadar benzeri denenmemis, Türkiye’de bugün yasadiklarimizi konu edinen bir dizi. Ciddi bir is yapmayi, ülkemizin gündeminde olan seylere kendimizce bir bakis biçimi getirmeyi tasarladik. “Bir Zamanlar Amerika” adli film beni çok etkilemisti. SIKI bir hikayesi vardi ve Amerika’nin tarihini, kurulus asamasinda önem tasiyan faktörleri bu film sayesinde görmüstüm diyebilirim. Sinema dilinin böyle bir özelligi var. Türkiye, ciddi bir dönemeçten geçiyor. Ülkede her gün yeni bir degisim yasaniyor. Her zaman için göz önünde olan bir ülkede yasiyoruz. Galiba bu yüzden olsa gerek, ülkede çok büyük oyunlar oynaniyor. Saniyorum bunu dizinin bir yerinde islemistik. Türkiye, dünyadaki bütün ülkeler arasinda, belki de metrekare basina en fazla ajanin düstügü ülke.

Türkiye’nin fotografini açiklayan bir dizi oldugunu düsünüyorum. Bu fotografi yeterince hareketlendirdiginizi düsünüyor musunuz? Çünkü fotograf karesi donuk bir tek kareden ibaret ve karenin disinda kalan, göremedigimiz çok büyük bir Türkiye var…

Evet, bunu yapmaya çalisiyoruz. Dizinin yaslandigi yer, dediginiz gibi Türkiye’nin fotografi. Ama bu diziyle bütün yasananlari anlatabilmek de mümkün degil. Birtakim örnekleri çekip alarak ekrana tasiyor ve göremedigimiz yerlere de göndermeler yapiyoruz. Yasananlarin arkasina ulasmaya çalisiyoruz. Bir vitrin var, ama vitrinin arkasinda olup bitenler de var. Göremediklerimizi, gördüklerimizden yola çikarak anlamaya çalisiyoruz. Yasadiklarimizi iyi tesbit etmeye çalisiyoruz. Mesela Malki’nin katili oldugu söylenen Mehmet Sümbül, Hizbullah tarafindan öldürülmüs. Nesim Malki’nin katili, neden Hizbullah tarafindan öldürülüyor, ne ilgisi var? Bunun arkasini nasil okumamiz gerekiyor? Insanlarimiz buna uyandiklari zaman, daha demokratik, ayaklari yere basan ve seçimini dogru yapan bir topluluk olabilir.

Çektiginiz dizinin içerigine yönelik tepkiler var. Ülkenin Adalet Bakani, “Toplumda mafyaya egilimi yayginlastiriyor, yasaklanmali”, demokrasiyi savunanlar ise “Olan biteni desifre ediyor, yayinlanmali” diyor.

Bakanin mantiginin ulastigi sonuç, söyledigi seyler önemsiz ve yanlis seyler degil. Çok dogru, özendirmemek lazim. Kim mafyayi özendirir, dizide mafyayi özendiren bir insan tipi var mi?

Herkes, mafyaya direnen ve onunla mücadele eden Yusuf Miroglu’na özeniyor tam tersine

Elbette öyle. Mafyaya direnen ve onunla savasan bir adam Miroglu. Sayin Bakan’in, tabii siradan seyirci gibi bakmasi beklenemez ama, birileri tarafindan galiba yanlis bilgilendirilmis.

Sayin Bakan, iyi bakmamis…

Bakmamis. Bakmasi herhalde mümkün degildi. Ama ona bilgi verenler sadece yanlis degil, eksik bilgi de vermisler. Elinde silah görünce, “Aa, bu mafya” demisler. Sayin Sami Selçuk da, “Bu tür diziler, Türkiye’de yasananlari anlatmaktadir” diyor. Bunu söyleyen insan, Yargitay Baskani. “Devlet, bu dizileri iyi izleyip mesaji anlamali, aksayan taraflarini ve sistemin islemeyen yerlerini görebilmeli” demeye getiriyor. Biz de bunun için yapiyoruz bu isi. Bir anlamda hukuk devleti olmaya davettir bu. Elestiri hakkimizi kullanip, hukuk devleti olmaya davet ediyoruz. Daha güvenilir ve daha iyi yasanabilir bir ortam istiyoruz. Son günlerde bir ilim adamini, bir profesörü isliyoruz. Karadeniz Mavi Akim Enerji Projesi’ne karsi çikiyor dizide. Her seye ragmen bu proje mesafe aliyor. Bu projeye karsi çiktigi için de öldürülüyor. Ve Adalet Bakanligi Komisyon Üyesi bir avukat, komisyon adina Miroglu’nu sorguluyor, daha sonra bu avukat amcasi öldürüldügünde yargiya basvuruyor ve çaresiz kaliyor. Adalet sisteminin çalismadigini görüyor ve Miroglu’na “Ne yapacagim, çete mi kurmam gerekiyor bunlarla savasmak için?” diye soruyor. Miroglu, “Hayir, hukuka inanmak zorundasin” diyor. Biz burada, Türkiye’de hukuk ortami olmali diyoruz. “Mafyaya özendiriyor, kapatin kardesim” diyemezsiniz bu devirde. Bu mantik, 1940′larda “Sef Dönemi”nde vardi. Artik 21. yüzyildayiz. Tamam, mantik olarak Sayin Bakan’in söyledikleri dogru. Mafyaya özendirilmesin. Ama magdur insanlar gidip yargiya basvurmali. Mafyadan imdat istememeli. Biz de bunu söylüyoruz. Bu arada sistem çalismiyor, bunu nasil gösterecegiz? Bu dizilerle gösterecegiz.

Aslinda mafyaya da bir mesaj yok degil : “Her zaman karsinizda sizinle savasacak bir deli yürek vardir”…

Elbette. Zaten biz de bunu söylemek istiyoruz. Dizide Yusuf Miroglu’nun bir mafya mensubu gibi algilanmasini önlemek için özel dialoglar hazirliyoruz. Mesela bir bölümde Transbank Arastirma Komisyonu diye bir komisyon, Miroglu’nu mafya babasi gibi algilayip sorguluyordu. “Hayir” diyordu Miroglu, “Ben mafya babasi falan degilim. Beni kirli isler çeviren eli kanli insanlarla karistirmayin. Bunu söylerseniz buradan kalkarim.” Komisyon “Peki, kimin adina yapiyorsun bunlari?” diye soruyordu. “Inandigim ve dogru buldugum seyler adina, magdur insanlar adina” diye cevapliyordu Miroglu. Anlayamadigim bir sey var, burada diziye bir tepki gelecekse, mafyadan gelmeliydi, bu tepkiyi dogrusu mafyadan beklerdik. Fakat devletten geliyor. Olacak is degil.

Ben de simdi “Acaba derin devletin kuyruguna mi bastiniz?” diye soracaktim..

Onu çok net göremiyorum, öyle bir sey oldugunu sanmiyorum. Aslinda böyle bir seye ben inanamiyorum da. Ben Adalet Bakanligi’nin savcilarini görevlendirip diziyi sorusturmak için mesai harcatmasina hakikaten inanamiyorum. Ben öbür taraftan tepki beklerken, devletten tepki gelmesi ile tam bir hayal kirikligi yasar oldum. Bu dogruysa, Türkiye hakikaten iyi yönetilmiyor demektir.

Bir de su var: Ya devlet, mafyanin hislerine tercüman olmussa. Ya devlet, mafyanin “ricasi” üzerine böyle bir tavir sergilemisse? Devletle mafyanin arasinin hiç de kötü olmadigini görüyoruz bugünlerde çünkü. Masaallah, tam bir mafya cumhuriyetiyiz.

Aman aman, böyle bir seyi düsünmek bile istemem. Böyle bir sey varsa, bu çok daha aci bir sey hakikaten. Insaallah böyle degildir diye düsünüyorum büyük bir iyi niyetle. Biz netice itibariyle bugün medya vasitasiyla halkimiza zaten duyurulmakta olan olaylari konu alip, bunu dizi film tarzi ve diliyle aktariyoruz. Zaten gerek televizyon ve gerekse gazete haberlerinde izledigimiz gelismeleri, dramaturjik bir üslupla aktariyoruz. Aslinda bu da bir tür haberciliktir. Bu bir dizi filmdir alt tarafi.

Miroglu kimi temsil ediyor ?

Bizim için önemli olan kisiler veya kurumlar degil. Önemli olan, böyle seylere karsi toplumun uyanik olmasini ve gelismeleri dikkatlice izlemesini saglamak. Ve o zeminde nasil kirlenilmez ve temiz kalinir? Iste Yusuf Miroglu, bütün bu kirliliklere ragmen temiz kalmayþ basarabilen, bizim geleneksel kültürümüzdeki halk kahramani tipini temsil ediyor. Halkimiz, adaletin yürümedigi zamanlarda bir moral deger, moral karakter ortaya çikarir. Bolubeyi’ne karsi Köroglu’nun çikmasi gibi. Miroglu da 2000 yilinin Köroglusu’dur bence. Bu kirlenmeye karsi bir karakter çikariyorsunuz ve onu temsil ediyor. Yani her seye ragmen kirlenmemeyi, dogru söylemeyi, nefsi müdafaa halinde asla silah kullanmamayi, maalesef birtakim kirliliklere bulasmis insanlara ragmen ayakta kalabilmeyi basarabilen bir halk kahramanidir Miroglu. Ben sabah kalktigimda bir de bakiyorum ki gündem degisivermis. “Baska bir Türkiye’ye uyandim” diyorum. Bir uyaniyorsunuz, Kislali öldürülmüs. O zaman söyle düsünüyorum: Acaba Türkiye’de hangi kapali kapinin arkasinda bizim duymamizin ve görmemizin istenmedigi ne kararlar aliniyor da biz o sirada Kislali’nin öldürülmesiyle veya olusturulan baska bir gündemle ugrasiyoruz? Ben sabah, dün geceden biraktigim ülkeme uyanmak istiyorum. Devletime güvenmek istiyorum. Bunun için de önce kendime güvenimin olmasi lazim. O zaman ne yapmaliyim ? Içimdeki Miroglu’nu uyandiracagim.

Aman bu içimizdeki Mirogullari’ni bir an önce uyandiralim, yoksa olan olacak…

Uyandiralim tabii. Bakin bugün her okulun, her sinifin, her sokagin, her mahallenin bir Miroglusu var. Genç kizlara sahip çikar, yalan söylemez, hepsinin agabeyidir, temizdir, dürüsttür, herkes onu sever. Gerektiginde yasadigi çevrenin üzerine kol kanat gerer.

Dizide çok önemli bir tip var. Silah var, mafya var, cesaret örnegi var, kiskançlik, ihanet hepsi var. Bir de dervidmedreb biri var, ‘Kudçu’. Miroglu’nun zaman zaman gidip derdini anlattigi, kendisinden ögrendigi bir dervis.

Senarist arkadaslarla birlikte böyle bir tipi ortaya çikardik. Böyle bir ortamda, Kusçu gibi insanlara da ihtiyaç var. Tabii böyle bir senaryoyu olustururken basvurdugunuz en önemli kaynak, kendi geleneginiz ve kültürel geçmisiniz oluyor. Dizideki tipler, Türkiye’ye ait tipler. Türkiye’nin geleneginde göreneginde ne varsa, dizide hemen hemen onlar da var.

Evet, silah var, at var, avrat var. Gerçi at yerine 4×4 Jeep var. Gelenegin temel unsurlari sekil degistirmis olarak yine var.

Evet, at yerine 4×4 var. Söylediginiz gibi, gelenegimizin temel unsurlari, kismen de olsa, 21. yüzyilin esyaya verdigi biçimi almis olarak karsimiza çikiyor dizide. Belki izlenme oranini yükselten önemli unsurlardan biri de, bu geleneksel malzemenin elden geldigince kullaniliyor olmasidir.

Bu tür diziler, -Adalet Bakani’nin da söyledigi gibi- insanlari suça tesvik ediyor mu ?

Hayir. Dogru yapmazsaniz, dengeleri iyi kurmazsaniz tamam. Biz bir mafya filmi çekmiyoruz. Mafyayla savasan bir karakteri çekiyoruz. Ayrica mafya dizisi de çekebiliriz. Ama “Deli Yürek” dizisi insanimizi anlatiyor. Dizi içinde dengeler iyi kurulmazsa, dramaturji iyi bilinmezse, insanlara yanlis mesajlar verilirse, evet, insanlar suça tesvik edilebilir. Ama bizim dizimizde dengeler iyi kurulmus durumda.

Dizide benim dikkatimi çeken bir sey var. Aile içi iliskilerden, mahalle arasindaki komsuluk ve esnaf iliskilerinden en üst düzey iliskilere kadar bütün iliskileri kullaniyor ve bütün toplumsal katmanlarin arasinda geziniyor. Bu, bir dizi film için kolay degil.

Bu iyi bir yorum. Dediginiz dogru ve bunu yapabilmek gerçekten kolay degil. Bu anlamda dizinin dramaturjisini kurmak çok zor. Toplumun bütün katmanlarini dolasmak, diziyi zenginlestiriyor. Tek mekanda, küçük bir mahallede komsular arasinda geçen hos hayati anlatan bir dizi de yapabilirdiniz ve bunu yapmak çok daha kolay.

” DELi YÜREK’LERE IHTiYACIMIZ VAR “

Dizi neden bu kadar çok sevilerek izleniyor sizce?

Dizinin bu kadar tutulmasinin ve reyting almasinin sebebi, galiba Türkiye’de olan bitenleri izah etmeye çalisiyor olmasinda yatiyor. Geçenlerde bir arkadasim taksiye biniyor, taksiciyle sohbet ediyorlar. Yine devlet baglantili çok önemli bir olay olmus, gazetenin mansetinde bu olay anlatiliyor. Arkadas taksiciyi konusturmak için “Bu ülkenin hali ne olacak, nedir bu hal ve gidis?” diye soruyor. Taksicinin cevabi söyle: “Abi, sen Deli Yürek dizisini seyretmiyorsun galiba. Bak o diziyi seyret, ülkenin nereye gittigini de anlarsin”. Bir gün berbere gittim. Berber tanidik, “Abi Deli Yürek nasil gidiyor?” diye sordu. Çiragina baktim, sasirdi kaldi. Berber çiragina “Bak bu agabey Deli Yürek dizisinin yönetmeni” diyerek beni tanitti. Diziyle ilgili konusmaya basladik çocukla. “Abi, bizim Sanayi Mahallesi’nde gece yollar karanlik olur, gece giderken korkuyordum, ama simdi korkmuyorum abi. ‘Bak, Miroglu korkuyor mu!’ diyorum kendi kendime, korkmuyorum abi” dedi. Bu hos bir sey. Genç bir çocuk, dizinin kahramaniyla özdeslesmis. Bu kahraman, korkunun üzerine giden biri. Korkak insanlarla ne yapabiliriz ki. Korkak insanlarla bir yere varamaz bu ülke.

Deli Yürek’lere ihtiyacimiz var…

Hem de her zamankinden daha fazla. Konusan, dogru söylemekten korkmayan insanlar lazim. Koluna kelepçe vuruldugunda bile, iskence görecegini bilse bile korkmadan dogru söyleyebilen insanlara ihtiyacimiz var. Sizin de söylediginiz gibi, “Deli Yürek”lere ihtiyacimiz var. Bana göre her insanin içinde bir Miroglu var zaten. Ama onu çikaramaz disariya. Biz o insanimizin içindeki o Miroglu’nun disari çikarilabilmesi için katkida bulunuyoruz. Korkmayacak, yalan söylemeyecek, mafyaya, derin devlete, hiçbir seye boyun egmeyecek, “Haktan, adaletten ayrilmam, asla emir almam kardesim” diyecek. Bu adamdam kime ne zarar gelir ki? Evet, buna özendiriyoruz. Bu insana ihtiyacimiz yok mu? Bir taraftan herkesin içindeki Miroglu’nun uyandirmaya çalisiyoruz, bir taraftan da ülkeye çalisanlarin aslinda neyi nasil yaptiklarini desifre ediyoruz, onu okumayi ögretiyoruz. Miroglu iste bunu yapiyor.

Kaynak : Yenişafak-12-03-2000

Etiketler: , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular