header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Pars NarkoTerör Dizisinin Narkotik Danışmanı Zafer Ercan kendi kişisel web sitesinde Pars NarkoTerör hikayesi nasıl ortaya çıktığını ve kendiside küçüklüğünden itibaren yaşadıklarını, Pars NarkoTerör’de neler anlatılacağını anlattı..

O zamanlar ki adıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi olan adliyenin nezarethanesinin kapısının tam önündeyim. Kapının ardında, ek gözaltı süresi alarak 4 gün boyunca sorgularını yaptığımız 7 kişi bulunuyordu. Suçları 100 kg. eroin maddesi ile yakalanmaktı. İstanbul Narkotik Polisi olarak haklarında -suç delillerini de ele geçirmek olmak üzere- tüm işlemlerini gerçekleştirmiştik, geriye sadece mahkeme heyetinin yapması gereken işlemlerin yapılması kalmıştı ve hep birlikte bunu bekliyorduk.

zafer_ercan_1.jpg Onları yakalayanlar, özgürlüklerini ve daha da önemlisi çok para kazanmalarını engelleyenler olsak da, insan tarafını iyice kaybetmeyenlerle, mahkeme fezlekelerine geçmeyen ayaküstü sohbetler ettiğimizde olurdu zaman zaman. Nezarethane kapısından dışarı bakan ve organizasyonun lideri konumunda olan kişiyle gözgöze geldiğimiz bir anda, insani yanlarımızın buluştuğunu hissedip, operasyon sırasında ev aramasıydı, iş yeri aramasıydı, alınan ifadeleriydi derken, oluşan tanışıklığımız ışığında sordum; “evler var, arabalar var, görmediğimiz ama ifadende söylediğin üzerine daha başka başka malların var, neden durmuyorsun?” cevap benim için çok öğretici olmuştu; “komiser senin hiç çok paran oldu mu?”

zafer_ercan.jpg Benim hiç çok param olmadı, olması içinde gayri meşru davranmayacağım için, sanırım hiç olmayacak yani ben çok para hırsının ne olduğunu kendi bünyem ve yaşamımda hiçbir zaman öğrenemeyeceğim çok şükür ama o gün mahkeme salonuna girme zamanını beklerken aldığım, “komiser senin hiç çok paran oldu mu?” cevabı bana çok şey öğretti…

Polisliği yaparken öğrendiğimiz yaşamsal tecrübelerin topluma anlatılmasıyla madde bağımlılığına hedef olabilecek insanların sayısının azaltılacağına hem polis teşkilatı, hem de kişisel olarak yürekten inanıyorum/uz. Yaptığımız her tür bilgilendirme çalışmaları ile dur-durak dinlenmeden her yere gitmeye çalışıyoruz ama 5 yılda 1000’den fazla konferans vermiş birisi olmama rağmen hala İstanbul’da gidemediğimiz yerler var. Halen gidemediğimiz yerler olduğu gibi gittiğimiz yerlerden mezun olup onların yerlerine gelen ve bizim anlattıklarımızı duymayanları da hesaba kattığımızda sayının ne kadar da büyük olduğunu görüyoruz. Bilgilerimizi doğrudan konuşarak anlatmanın yanında, gidemediğimiz yerlere gitmek için, çizgi kitaplar, tiyatro oyunları, afişler, broşürler ve benzeri birçok materyaller hazırladık ama gördük ki tüm bu çeşitliliğe rağmen hala gidemediğimiz yerler var. O zaman bu materyallerin arasına en kolay iletişim aracını katmaktan ve onu doğru kullanmaktan daha güzel bir yöntem olmadığının sonucuna varıyoruz; TELEVİZYON…

Çoğu konferanslarımda aile içi iletişimi baltalayan en tehlikeli aletin adıdır diye anlattığım televizyon günümüzde her eve girmenin en kolay yolu, kötü kapısından giren rüzgarın evdeki herkesi üşüttüğü gecekondunun çatısında bile uydu anteni var artık. Bir sürü çamur yayınla “insanların tek eğlencesi budur” diyerek, okumayan beyinleri daha da iğdiş etmenin en kolay yolunu tersine çevirmek isteyenler de var çok şükür bu ülkede. Yaptığı birçok yapımla dünyalığını çoktan yapmış, artık iş yapmasa da hayat standardı değişmeyecek olan Osman Sınav, sosyal sorumluluklarını unutmayan bir baba bilinciyle hareket ediyor ve kendi huzurunu kaçıracağını bile bile ben bu Pars Narkoterör dizisini yapmalıyım diyor. Ve bunu yaparken de en doğrusu olsun diyerek, mücadelenin en önemli yeri olan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yardım talep ediyor…

pars+narkoteror.jpg Pars Narkoterör daha ilk bölümüyle birlikte negatif ve pozitif tüm bakışları üzerinde toplamıştır. Uzun soluklu bir dizi olması planlanan bir projenin daha ilk bölümünden “olmamış” gibi eleştirilere maruz kalması, bence bu tarz eleştiri yapanları ileride komik duruma düşürecek. Daha hikayenin çok küçük bir girizgahı yapılmışken, sinema filmi eleştirisi tadında dizi eleştirmek, eleştirenlerin ne kadar sosyal sorumluluk sahibi olduğunu ve niyetlerini ortaya koyuyor.

Dizinin mutfağında yer alan biri olarak sakın eleştirilere katlanamadığımı düşünmeyin tam aksine Türkiye gerçeğini anlatırken eleştiri yapmaya çalışan bir dizinin eleştiriye açık olması yapmaya çalıştığımız işin ruhuna uygun olandır. Televizyonla ilgili insanların yaptığı ve kendi mesleklerine uyumlu yorumlara bir şey demek zaten benim işim değil ancak ilk bölümde yer alan Van görüntüleri sebebiyle bizim şehrimizde böyle işler olmaz, derhal bu dizi yayından kaldırılsın dediğinizde çocukların bile size gülmesini sağlarsınız. Sorunlarımızı çözmek için sorunlarımızı görmekten başka çaremiz yoktur, bunun tersi, yapılan hataları inkar etmek ve suçluları da görmezden gelip “vallah bizde yoktur” demekle kimse kimseyi kandıramaz.

Çocukluk yıllarımda, Van’ı ve insanlarını rahmetli babamdan çok dinlemiştim, babam 1969 yılında 2 yıl boyunca Van’da askerlik yapmış, o yüzden hiç gitmeden biliyordum Van Gölü’ne deniz dendiğini, kahvaltısının ne kadar da meşhur olduğunu… Ve yine biliyordum anlattıklarından; o yıllarda asker olmasına rağmen, Van ve çevresindeki uzak tüm yollarda askeri kamyonuyla tüfek, tabanca almadan sivil kamyon gibi huzurla kilometrelerce yol gittiğini… Ve yine biliyordum; mola verdiği köylerde tek kelime Türkçe bilmeyen Kürt anaların ayran ve su verdiğini…

Pars Narkoterör babamın askerlik yaptığı 1969 yılında var olan huzurun nasılda yok edildiğini, kolay para kazanma hırsı ile nasıl terör yapıldığını, insanların nasıl eroin, kokain bağımlısı yapıldığını anlatacak. Pars Narkoterör canımızı acıtarak gerçekleri gösterecek ve bu sayede 25 yıldır terör uğruna kaybettiğimiz canlar boşa gitmemiş olacak. Bu dizi Türk’le Kürt’ün kardeşliğini, şerefsizle, şereflinin mücadelesini anlatacak ve bu anlattıklarından birileri muhakkak rahatsız olacak, rahatsız olanların kaşınmaya başlaması da doğru bir iş yaptığımızın en büyük ispatı olacak…

“Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.” M. Kemal ATATÜRK

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular