header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

osman-sinav-zg.jpg Devlet, çete, uyuşturucu gibi derin konuları ekrana taşıyan Osman Sınav, bu kez de ‘Pars Narkoterör’ ile terör örgütlerinin uyuşturucu ticaretinden kazandıkları milyar dolarları deşifre ediyor.Yarın Show TV’de ilk bölümüyle ekrana gelecek dizide, yine Türkiye’yi parçalara ayıran haritalar olacak; konseyler, uyuşturucu baronları ve onların kazandıkları paraları nasıl silaha dönüştürdükleri gibi konular işlenecek. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde oynanan oyunlar, karanlık odaklar tarafından çıkartılmak istenen Türk-Kürt kavgasının manasızlığı var Pars Narkoterör’de.

‘Pars Kiraz Operasyonu’ ile uyuşturucu ticaretinin fotoğrafını çeken, Deliyürek ve Kurtlar Vadisi gibi dizilerle bıçağın sırtında gezinen Osman Sınav’ın ‘Pars Narkoterör’le anlatmak istediği bir konu da terörün Türkiye’nin kalkınmasına vurduğu darbe hiç kuşkusuz. Sınav, araştırmalarında GAP projesi ve genel olarak bölge ile ilgili önemli raporlara dair çarpıcı bilgilere ulaşmış. Suya sabuna dokunmadan da reyting alan dizi yapılabileceğini, neden ‘derin bağlantılar’ filan diyerek risk aldığını merak ediyoruz. Kimsenin ne yaptığıyla ilgilenmediğini söyleyen yapımcı, “Ben kendimle yarışıyorum. Hayalleri olmayan insanlar başkasının hayallerinin parçası olurlar. Ben kendi hayallerimin peşindeyim. Bunu yaparken de bu ülkede, bu topraklarda yaşadığımı unutmuyorum.” diyor.

Reytingde en üstte olan ve kanalın ‘kaldırma’ dediği Pusat’ı neden yayından kaldırdığını, 90 dk’yı bulan dizilerle ilgili başlattığı yeni çalışmayı, neden seti bir savaş alanına benzettiğini, kendisini arayan siyasetçileri, izleyiciyi etkilemenin yollarını ve yazar Elif Şafak ile devam eden sinema projesini anlatıyor… O anlatıyor, biz aktarıyoruz.

Osman Sınav’ın yeni dizisi ‘Pars Narkoterör’ yarın ilk bölümüyle ekrana geliyor. Metin Günay’ın yönettiği, İbrahim Çelikkol ve Seda Bakan gibi yeni yüzlerin rol aldığı dizide İran ve Afganistan’dan getirilen uyuşturucunun, Türkiye üzerinden Avrupa ve ABD pazarına nasıl ulaştığı, Türkiye bütçesinin dörtte birine varan örgüt payının nasıl bombaya ve silaha dönüştüğü anlatılıyor. Asıl hedeflerinin Kürt-Türk diye ayırmadan insanları kazanmak ve onların yaşadığı dramı ekrana taşımak olduğunu söyleyen Sınav, “Hikâyesiyle, konseptiyle, normal rutin dizi kavramının biraz dışına çıkan ve onlardan biraz daha farklı yere oturan bir proje. Aktüel ve güncel yanları olduğu gibi, Türkiye’nin de derdi olan bir konsepti ve hikâyesi var.” diyor. “Hiçbir zaman ertesi sabah uyandığımda bilmediğim bir gündeme uyanmak istemiyorum.” diyen Osman Sınav neden böyle bir projeye kalkıştığını ve yaşadığı zorlukları anlatıyor…

sinav-osman-zg.jpg Terör ve uyuşturucu gibi önemli bir konuyu gündeme taşıyan ‘Pars Narkoterör’ yarın görücüye çıkıyor. İçinde starı olmayan ve en önemlisi derdi olan bir proje…

Hikâyesiyle konseptiyle, normal rutin dizi kavramının biraz dışına çıkan bir proje. Güncel yanları olduğu gibi, Türkiye’nin de derdi olan bir hikâyesi var. 30 yıldır terörle uğraşıyoruz. Olay sadece terör meselesi değil. Terörün beslendiği kaynakları ve Türkiye’ye maliyetini anlatıyoruz. Bir diğer taraftan da insanlarımızın arasına atılan Türk-Kürt ikilemleri ve aradaki soğukluk asıl derdimiz. Bizim bin yıldır böyle bir derdimiz yok. Ülkesine bağlı, bu topraklarda yaşayan her insan bizim için aynı değerdedir. Sevilmeyi ve kucaklanmayı hak eder.

Dizide Türk-Kürt kardeşliğine nasıl vurgu yapmayı düşünüyorsunuz?

Hikâyenin özünde çarpıcı bir de aşk hikâyesi var. Kürt kökenli bir polis kızımız ve bir de komiserimiz var. Bunların etrafında gelişen olayları, onların ait oldukları toplumun, ailelerinin birbirleriyle olan düşmanlığını, araya giren imkânsızlıkları hikâye ediyoruz. Asıl derdimiz Kürt-Türk diye ayırmadan insanımızı kazanmak. Çekimlerin bir kısmı Van’da gerçekleşti. İstanbul’da devam ediyoruz. Ama ekip gerektiği zaman yine şehir dışına çıkacak.

‘Pars Kiraz Operasyonu’ ile uyuşturucunun fotoğrafını seyirciye göstermiştiniz…

Kiraz’da kişisel bir hikâye vardı. Yine uyuşturucu ile ilgili bir konu işlemiştik. Burada odak noktası narkoterör. Uyuşturucu rantının terörü nasıl beslediğine ve terörün olduğu yerde uyuşturucunun nasıl önlenemediğine dikkat çekiliyor. Bunun filmle çok bağlantısı yok.

Fragmanlarda uyuşturucuda dönen ciddi paralardan bahsediliyor. Bu rakamlara nasıl ulaştınız?

Böyle bir konsepti işliyorsanız en ayrıntısına kadar araştırmanız şart. Biz bu araştırmayı 6-7 aydır yapıyoruz. Emniyetten, Narkotik Şube’den yardım alıyoruz. İki yıldır uyuşturucu ile ilgili çıkan haberleri tarıyoruz.

Ne gibi sonuçlar çıktı karşınıza?

Türk ordusunun yıllık silah modernizasyonu için harcadığı para üç buçuk-dört milyar dolar. Ülkemizden geçen uyuşturucunun parasal miktarı bunun iki misli. Türkiye bütçesinin dörtte birinden fazla. Bundan beslenen örgütler çok para kazanıyorlar. Örgüt bu yolla elde edeceği silah ve lojistikle karşısındaki düzenli orduya 100 milyar dolar harcatabilir. Terörün yükseldiği dönemlerde Türkiye ciddi bedeller ödedi. Hâlâ da ödüyor.

Uyuşturucu ticareti yapan örgütlerin ipliği pazara mı çıkıyor?

Uyuşturucunun nasıl paraya ve silaha dönüştüğü anlatılıyor tabii ki. Afganistan’dan İran’a, oradan da Türkiye’ye girdiğinde, İstanbul’a, Yunanistan’a geçtiğinde, Avrupa ve ABD pazarına ulaştığında ne kadar oluyor; hepsini anlatacağız. Dünyada petrol dahil hiçbir şey, bu parayı kazandırmıyor.

Suya sabuna dokunmadan da film çekebilirdiniz; terör ve uyuşturucuya neden dokunuyorsunuz?

Herkes kendi zikri ve fikriyle bir sosyal sorumluluk hisseder. Ayrıca bu benim için çok abartılacak bir şey değil, çünkü biz işimizi severek yapıyoruz. Ülkeme güvenmek, huzurla yaşamak istiyorum.

Benzer projeler pek sık yapılmıyor sektörde…

Kimsenin ne yaptığıyla ilgili değilim. Ben kendimle yarışıyorum. Hayalleri olmayan insanlar başkasının hayallerinin parçası olurlar. Bunu yaparken de bu ülkede, bu topraklarda yaşadığımı unutmuyorum. Narkoterör dünya çapında terörü kapsıyor. 1000 yıllık bir mesele bu. Nizamülmülk’ü katleden Hasan Sabbah’ın fedailerinin durumu bugünkü terör örgütünün uyuşturucu ile bağlantılarından çok farklı değil.

Bölgeyi, oynanan oyunları iyi bilmek şart sanırım…

Tarihin derinliklerinden gelen bir yaşama ve mücadele kültürümüz var. Projelerinizi o derinlikleri görerek yapmamız lazım. Filistin’deki mücadeleyi, İran ve Irak’ı iyi bilmek gerekiyor. Bunları değerlendirirken Habil ile Kabil’i bilmezseniz çok doğru bir perspektiften bakamayabilirsiniz. İlk kardeş kavgaları burada olmuş. Onu unutursak birtakım güçlerin provokasyonlarına geliriz. GAP projesi halen bitmiyorsa sebebi ‘Narkoterör’dür. Terörün düğmeye basmasıyla GAP’ın başlaması aynı tarihtir…

Hükümetin açılımları da devam ediyor.

Evet önemli, ama işin politik yanıyla pek ilgilenmiyorum. Önce kanayan yarayı durdurup sonra nasıl tedavi edeceğinizi düşünmek önemli. Narkoterör de böyle bir şey.

Hep önemli projelerin altında gördük imzanızı. Bu marka olmanın gereği mi?

Marka olmanın bir sorumluluğu vardır. Deliyürek filmini çekmeye gittiğimde zamanın Mardin Valisi bana ‘Sen deli misin? Emniyet müdürü vurulalı 6 ay oldu. Sen bundan hareketle gelip filmini çekiyorsun.’ demişti. Daha az maliyetle tatil beldelerinde aşk filmleri çekebilirsiniz. Bu bir sorumluluk hissetme meselesi. Bir de marka olarak kalmak önemli. Çıtayı daima yukarı çekmek gerekiyor.

Siyasetçilerden arayıp dizi ya da projeleriniz hakkında görüşen ya da teşekkür için arayan oluyor mu?

Her kurum kendi işini yapıyor. Kimseden beni aramasını ve teşekkür etmesini beklemiyorum. Tabii ki dostlarımızdan ve siyasetçilerden resmî ya da gayri resmi takdir edenler oluyor. Dikkate değer bir şey yapıyorsak tepki olur. Tepki iyi de olur kötü de…

Yapılan işleri kolay beğenmiyorsunuz. Arzu ettiğiniz yere geldiniz mi?

Planlarımızı iyi yapmaya çalışıyoruz. Hayal etmek böyle bir şey. Her defasında daha iyi işler yapmamız gerekiyor. Bir patlama sahnesi çekmişsiniz, bu sefer hem patlasın hem de takla atsın istiyorsunuz. Dünya standardına erişmemiz lazım. Bunu yakaladığımızı düşünüyorum.

Sette farklı bir Osman Sınav var, sinirli ve otoriter… Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Set savaş alanıdır. Orada komutanın iyi idare etmesi lazım. Yoksa askerlerini kaybedersin, savaşı kaybedersin. Ben ekibimi çok severim ayrıca…

Pusat_011.JPG Pusat, beni mutlu etmedi
Pusat çok iyi bir diziydi. İzleniyordu, tutmuştu da ama bizim standardımızı aşamadı. Pusat tuttu, gayet iyi gidiyor izleniyordu da bir anlamda Türkiye’de yapılmayan bir şeydi. Bugüne kadar Türkiye’nin hangi mahallesine gitseniz bir yerde boks salonu vardır. Türkiye nüfusunun yüzde ellisi 25 yaş altında. Yüzde 40’ı 18 yaş altında; genç nüfus çok fazla, insanlar işsiz, gelecek sıkıntısı var ve bir şey yapmak ve kendini ispatlama derdinde ve bu psikolojiye bağlı olarak da hiçbir şey yapamıyorsa da fiziksel olarak ispat etmek istiyor kendini. Herkesin içinde bir şampiyon olma duygusu vardır. Her mahallede boks salonu var. Türkiye’de bugüne kadar bir boks hikâyesi ve o dünya ile ilgili bir şey yapılmadı. Bunu yaptık iyi oldu, fakat bizi mutlu etmedi. Ben seyrederken mutlu olmadım. Ben izlerken mutlu olmadığım bir şeyi iyi reyting alıyor, izleniyor, para da kazanacağız diye seyircime sunmaya devam edemem. Bu bana doğru gelmiyor. Benim çıtamı aşmıyor. Yukarı çıkarmadığı için doğru gelmedi. Dizi ilk üçteydi, belki bu başarı Türkiye şartlarında ama bizi tatmin etmedi. Dolayısıyla bizim için devam ettirmenin heyecanı kalmamıştı. Ancak şunu söyleyeyim bu bizim ölçümüz.

Dizi süreleri için herkes dertli

“90 dk’yı bulan diziler sektörün en büyük sorunu. Senaristinden yapımcısına, oyuncusundan set çalışanına herkesi etkiliyor. Makul bir seviyeye çekmek şart. Bir kural da olmadığı için herkes kafasına eseni yapıyor. ‘Biraz daha uzatırsak izleyici bana gelir’ düşüncesi var. Bu hesabı zamanında hepimiz yaptık. Uzadıkça uzadı ve bugünlere geldik. Şimdi 6 günde bir bölüm çekiliyor. Olan sette çalışanlara oluyor. Bir gün insanlar çatlayacak. Yapımcıların ve yayıncıların bir araya gelip çözmesi lazım. Şu an bir kural da yok. Yapımcılar, telif hakları sahipleri ve yayıncılar birliğinin bu konuda bir araya gelip çalışması lazım. Şimdi böyle bir çalışma yapıyoruz ama nasıl sonuçlanır bilmiyorum… Ben yapımcılarla tek tek konuştuğumda herkes buna evet diyor. Ama gel kardeşim 65 dk’nın altına imza at diyorsun, kimse yanaşmıyor. Böyle olunca da kalite düşüyor. RTÜK de reklam süreleriyle ilgili ‘20 dk’da bir reklama girerseniz, girdiğiniz her kuşak en fazla 7 dk olur’ kuralını işletince kanallar da süreyi uzatıp bir kuşak daha girme yoluna gidiyor. Mevcut reklam fiyatlarıyla 65 dk olursa üç kuşak reklam alıyor. Bu üç kuşak, kanala bu fiyatlarla yetmiyor. Bunun ikinci yolu reklam fiyatlarını artırması lazım. Şimdi dört kuşaktan elde ettiği geliri üç kuşaktan elde etmesi lazım. Kendi aralarında rekabet var, süreleri uzatıyorlar.”

Yeni bir Polat ve Yusuf Miroğlu çıksın diye uğraşıyoruz

“Kalabalık bir oyuncu kadrosuyla çekiliyor dizi. İbrahim Çelikkol ve Seda Bakan gibi yeni yüzlerle çalışıyoruz. Uzun süren deneme çekimleri yapıldı. Dizi kendi starını çıkaracak. İbrahim bana çizgi roman karakteri Karaoğlan’ı hatırlatıyor. Fiziği iyi. Çok çalışkan her ikisi de. İnşallah yeni bir Polat ve Yusuf Miroğlu çıksın diye uğraşıyoruz. Zaten yeni yetenekleri keşfetmek sektöre zenginlik katacaktır. Sonuçta seyirci her sene aynı oyuncuları, aynı yerlerde izlemekten bıkıyor.”

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular