header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi ve son olarak Acı Hayat dizileriyle reyting rekorları kıran yapımcı ve yönetmen Osman Sınav, medya, televizyon ve dizi sektörü ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İnançları yüzünden geçmişte yaşadığı zorluklara değinen Sınav, “Bu ülkede inançlarıyla bir duruş sergileyen herkes belli zorluklar çekti. Hâlâ da çekiyor. Bu insanlara liderlik yapanlar, dahi bu zorlukları yaşıyorlar. Bir gerici-ilerici kavgası var. Şimdi neye ilerici neye gerici diyeceğiz. Böyle saçma bir kavgayı sürdürmek çok anlamsız. Ben onun için meslek hayatımda kendimi bu kavgadan ve kısırdöngüden sıyırdığımı düşünüyorum. Benim tercihlerim hiçbir zaman değişmedi. Ben sanatçıyım benim başka bir söylemim var. Cemil Meriç’in bir sözü var: ‘İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir’ Ben o gömleği 12 Eylül 1980’de çıkarttım ve kimse bana tekrar giydiremez.” diyor. ‘Acı Hayat’ ile ilgili eleştirilere cevap veren yapımcı, ‘Kapıları Açmak’ı yeniden çekeceğini ve her zaman hayalini kurduğu Osmanlı’yı dizi yapma projesini anlattı…os
‘Acı Hayat’ tutmaz dendi; ama dizi hep ilk sıralarda yer aldı. Final sahnesi halen konuşuluyor…

‘Ekmek aslanın ağzında derler’ ya bu yıl reytingler aslanın midesindeydi. Televizyon tarihinde en çok projenin çöpe gittiği, bir sürü insanın işsiz kaldığı, rekabetin en zor olduğu yıl oldu. Biz yarışa geç girmenin dezavantajını yaşadık. Bu yıl görebildiğim kadarıyla çok fazla özgün iş yoktu. Bu yüzden ciddi bir çıkış olmadı. Acı Hayat da özgün bir iş değil; ama adı üstünde 1960’ta çekilmiş bir filmin dizisi. Çok inandığım bir hikâye idi. Adını ve telif hakkını alarak yeniden yapılmasını düşündüm. Doğru iş yapınca seyirci karşılığını veriyor.

Süpriz bir final oldu…

Final sahnesinin çekimi beş gün sürdü. İngilizce, Almanca, Farsça ve Türkçe olmak üzere sette dört dil konuşuluyordu. İyi bir final çekmek istedik. Sektöründe başarılı olan projeler seyirci tarafından ödüllendiriliyor. O zaman bizim de kendi işimizde yapmamız gereken ödevlerimiz var. Çıtayı yükseltmek gerekiyordu. Bir anlamda bunu yapmak istedim. Hem ekibimi geliştirmek hem sektördeki insanların böyle bir işin nasıl yapılacağına dair deneyim kazanmasını sağlamak için bu sahneyi çektik.

Ne televizyonda ne de sinemada böyle bir sahne çekilmedi demiştiniz…

Evet söyledim. Bugüne kadar içinde bu kadar hareket olan bu uzunlukta bir sahne çekilmedi. Bir defa ilk kez bir Porsche arabayı havaya uçurduk. Dünyayla rekabet eder hale gelebilmek için bunlar şart. Bu işleri sadece Türkiye’ye değil yurtdışına da satmamız lazım. Türklerin hayalleri her zaman büyüktür. Hayallerimizi büyük tutmamız gerek.

Kaza sahnesi olduktan sonra arabanın yanına kimsenin gelmemesi eleştirildi…

O olay o kadar anlık bir şey ki. Unutulmuş değil, tamamen benim tercihim. Bunu çok da önemsemiyorum aslında. Dramayı bozmayan bir durum.

İzleyicileri gelecek dönem nasıl bir ‘Acı Hayat’ bekliyor?

Bunu sana niye söyleyeyim? (Gülüşmeler) Bu benim ekmek param. Tabii ki belli merak unsurları var, ama biz merak unsurlarından çok seyirciye doyurucu sahne vermek istedik. O komplike sahneyi çektik. Aslında başka bir yerde bitirecektik; ama seyirci de sadece yüksek bir merak uyandırmanın da iyi olmadığını düşündüğümüz için bu şekilde bitti. Biz, seyircimize ticari kaygıyla yaklaşmayalım onu doyuralım istedik.

Bu arada Avşar Film’le olan mahkemeniz sürüyor mu?

Mahkeme devam ediyor. Acı Hayat’ın telif haklarını almak istediler. Ama alamadılar biz aldık. O projede başta kanallara böyle aktarıldı. Kadrosu kurulurken böyle çalışıldı. Sonra telif haklarını biz alınca benzeri bir hikâye olabilir düşüncesiyle ‘Ihlamurlar Altında’yı çektiler. Bununla ilgili bütün belgelerimizi mahkemeye sunduk.

Peki şu an netice ne olacak?

Sonuç olarak herkes biliyor ki ‘Ihlamurlar Altında’, ‘Acı Hayat’ın bir taklidi. Zaten bazı gazete ve programlarda yer aldı. Ihlamurlar Altında romanının raporu da var bizde. Romana benzemiyor Acı Hayat’a benziyor. Biz bunu ortaya koyduktan sonra Reyhan filminden alınmıştır gibi savunmalar yaptılar. Bunu baştan yapmıyorsunuz biz ifade ettikten sonra söylüyorsunuz. Bu biraz minareye kılıf uydurmak gibi oluyor. Ayrıca Reyhan’a da benzemiyor. El yazısıyla telif haklarını aldık diyerek bir gerekçe oluşturmaya çalışıyorlar.

‘Kapıları Açmak’ diziniz altı bölüm sonra ekrana veda etti. Gelecek projeleriniz için bir endişe oldu mu?

Hiç bir sinemacının her ürünü tutar diye bir ölçüsü yok. Beş projenizden dördü tutarsa bu çok büyük bir başarıdır. Bazı işlerinizin tutmaz. Dünyadaki başarı ölçüsü beşte üçtür. Beşte ikiyse zayıftır. Beşte dörtse çok başarılıdır. Beşte beş yoktur. Bizim işimiz böyle bir iş. Kapıları Açmak plansız yayın politikalarının kurbanı oldu. Zaten o şekilde tutması mümkün değildi. O durumda Kurtlar Vadisi’ni getirseniz o da tutmaz. Hâlâ iddia ediyorum meslek hayatımda tutacağına inanacağım bir dizi varsa o da ‘Kapıları Açmak’tır. Bir gün bunu ispatlayacağım. Kapıları Açmak için şunu söyleyebilirim. Bitmiş bir iş değil. Her an yeniden yapabilirim.

‘Osman Sınav’ın projelerini ailece oturup izleyebiliyoruz’ diyenlerin sayısı bir hayli fazla…

Tabii ki herkes neye inanıyorsa onu yapacak. Benim işimin müthiş bir matematiği var. Ama hikâye anlatırken samimiyet gerekiyor. Neye inanıyorsanız, nasıl yaşıyorsanız onu anlatmalısınız. İnandırıcı olmanız buna bağlıdır. İnsanlar mecbur değil sizin yaptığınızı izlemeye. Biz hayal satıyoruz; ama bu en zor satılan şey. İzleyenin size güvenmesi lazım ve yaşadığımız belli değerleri işin içinde harmanlayıp birçok açıdan sunmanız gerekir. Bu iş sadece mesaj vermek için yapılan bir iş değil. Bizim hayatımızı ayarlayan belli tipler, ögeler var.

Dizilerinizde bilge, halka iyi mesajlar veren tipler mutlaka bulunuyor…

Ben bu karakterleri seviyorum; çünkü bizim yaşantımızda var. O yüzden de o karakterleri bir şekilde hikâyelerimin içine yediriyorum. Onlar da bize sağduyulu bir ses oluyor. Bizim işimiz nedir? Gerçek hayattaki parçaları birleştirip insanlara sunmak. Drama böyle bir şeydir. Hayatın labirentlerine girip onun çıkmazlarına ayna tutuyoruz. Bizim kültür iklimimizde o aynanın bir parçası da o karakterler. Biz hayatımıza onlarla bakıyoruz.

Osmanlı ile ilgili kafanızda bir dizi projesi olduğunu öğrendik…

Osmanlı beni çok heyecanlandırıyor. Nasıl dünyayla satranç oynanmış, nasıl o kadar ulusu mutlu bir şeklide bir arada tutmuş. Tek bir adalet sistemi içinde bu kadar devleti sorunsuz yönetebilmesi çok büyük bir olay. Rahmetli Turgut Özal, yaklaşık 250 işadamıyla Amerika’ya gitmişti. Dönemin Amerika Başkanı Ronald Reagan bir konuşma yaptı; “Biz Türkleri tanıyoruz. Sizin zannettiğinizden daha iyi tanıyoruz üstelik. Nereden tanıyoruz derseniz. Bugün büyük güç olan Amerika’yı ayakta tutan belli müesseseler var. Biz o müesseseleri kurarken Türklerden çok şey öğrendik. Birçok sistemi onlardan aldık. Ve bu sayede Amerika bugünkü gücüne ulaştı. O yüzden biz Türkleri çok iyi tanıyoruz.” Ben o gece heyecandan uyuyamadım. Ertesi gün erkenden kalktım ofisime gidip bütün gazeteleri aldım. Maalesef hiçbir gazetede göremedim bu haberi. Şimdi bu nasıl bir duyarsızlıktır. Ben bunun adını koyamıyorum. Bilinçli veya bilinçsiz bu kendi kültürüne ihanet gibi geliyor. Bu beni müthiş heyecanlandırdığı için yapmak istediğim işin isteğini birkaç daha arttırdı.

Bir de sizin sinema projeniz vardı…

Yeni projelerimiz var. Dizi ve sinema filmlerimiz var; ama henüz hangisi olacağı kesinleşmiş değil. Şunu ilave edebilirim: Hollywood’la ortak bir film projesi var. İki yıldır zaman ve para harcıyorum bunun için. Biz kendi iç piyasamızda hızlı davranabiliyoruz; ama aslında film dediğimiz şey hemen çekilmiyor. Hazırlıklarımız hemen hemen bitmek üzere. Birkaç Amerikalı oyuncudan imza bekliyoruz. Senaryomuz biraz gecikmemize neden oldu; ama bunu da bir problem olarak görmüyoruz.


* Hikâyeyi anlatırken samimiyet gerekir. Neye inanıyorsanız, nasıl yaşıyorsanız onu anlatmalısınız. İnandırıcı olmanız buna bağlıdır. İnsanlar sizin yaptığınızı izlemeye mecbur değil.* İddia ediyorum meslek hayatımda tutacağına inandığım bir dizi varsa o da ‘Kapıları Açmak’tır. Bir gün bunu ispatlayacağım. Kapıları Açmak bitmiş bir iş değil, yeniden yapabilirim.

* ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Osmanlı ile ilgili; “Biz Türkleri zannettiğinizden daha iyi tanıyoruz.” demesi beni çok etkilemişti. Osmanlılarla ilgili kafamda bir dizi projesi var.


‘Değerlere sahip çıkınca gerici diyorlar’Bu ülkede inançlarıyla bir duruş sergileyen herkes belli zorluklar çekti. Hâlâ da çekiyor. Bu insanlara liderlik yapanlar dahi bu zorlukları yaşıyor. Siz değerlere sahip çıkınca gerici olarak nitelendirilirsiniz. Eğer geleneklerden yola çıkarak yeni bir ufuk çizerseniz gerici olmazsınız; ama ufka sırtınızı dönüp görmezden gelirseniz gerici olursunuz. Ben hiç bir zaman böyle bir gericilik yapmadım hayatımda. Döneminin en radikal insanı Mevlânâ’dır. Çünkü söylediği her şey dünya var oldukça yaşayacak bir düşüncenin üzerine inşa edilmiş. Şimdi neye ilerici neye gerici diyeceğiz? Böyle saçma bir kavgayı sürdürmek çok anlamsız. Ben onun için meslek hayatımda kendimi bu kavgadan ve kısırdöngüden sıyırdığımı düşünüyorum. Tercihlerim hiçbir zaman değişmedi. Ben sanatçıyım benim başka bir söylemim var. Cemil Meriç’in bir sözü var. Büyük düşünür “İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” Ben o gömleği 12 Eylül 1980’de çıkarttım ve kimse bana tekrar giydiremez.


Elif Şafak ile sinema projemiz varElif Şafak ile uzun zamandır bir sinema projesi üzerinde çalışıyoruz. Proje; İstanbul’da geçen bir aşk hikayesini konu alıyor. Buna bir İstanbul projesi de diyebiliriz. İstanbul’a Doğu ile Batı’nın aşk şehri diye bakıyoruz. Başrolde İstanbul’un olacağı bir aşk hikayesi. Bu bir bakıma Romeo ve Juliet, Kerem ile Aslı’nın kesiştiği noktadaki bir aşk hikayesi olacak. Şu an Elif Şafak ile birlikte hikayeyi bitirdik. Senaryo aşamasına geldik. Filmin anlaşması yapıldı. Bir yıl içinde proje olgunlaşır.

Kaynak-Zaman Gazetesi(YUSUF BÜLBÜ)

Etiketler: , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular

      6 Yorum var “‘Osmanlı beni heyecanlandırıyor, dizisini yapabilirim’”

      • ishak aslan 5 Şubat 2008

        Hocam sana cok yakisir egerki atalarimizin dizisini yani OSMANLIYI yaparsan sonrada filim olarak olursa sonu cok ´harika ol gercekden sana ve bütün türk halkina yakisir sen bir tanesin sayin hocam

      • sibel selvi 14 Şubat 2008

        osman hocam inanın sizde beni heyecanlandırıyorsunuz ,bir sonraki projeniz nedirdiye merakla bekliyorum .büyük bir savaş filmi yaparsanız rekor kırarsınız hele de içinde osmanlı varsa…sizi çook seviyorum çocukluk hayellerimizi yarattığınız kahramanlarla süslediniz.Allah sizin gibi duyarlı sanatçılarımıza zeval vermesin.iyiki varsınız:)

      • kara ejder007 1 Mart 2008

        hocam siz neyi yaptınız da tutmadıki.eğer acı hayat dizisi için şaçma suçlamalar yapan kişiler dönsünlerde sizin yaptığınız projeleri incelesinler .hepsi özgün,size ait şunu da unutmasınlar hiç bir yapımcı sizin kadar gerçekleri dile getirmede cesur olmadı.yaptıkları karalama kampanyasıyla ancak kendilerini karalarlar. demiş ya ulu önder Atatürk istikbal göklerdedir siz gercekten bu sektörün hiç bir çakal tarafından el değmeyecek göğündesiniz ellerinizden öperim üstadım.

      • uğur saylak 5 Mart 2009

        şimdi anlatılmaz karakterde degeri yüksek karakterde ki osman sınavı gelde anlat hocam bravo yani size teklime kullanıyorum (_süper_)
        ever süper siniz öncelikli olarak kendinize güvenizden dolayı kutlarım ve devamlar olsun dileklerimle saygılar sunuyorum…
        yanlız bir rol olursa bende varım haberiniz olsun

        UĞUR SAYLAK

      • betül trurunç 13 Temmuz 2009

        sevgili hocam ben konuya nasıl girecegimi bilemiyorum.konu OSMANLI benim ve bizim tarihimiz o dört köşeli aptal şey benim tarihimi elimden alıyr bundan şikayetçiyim aynı zamanda ise yine dört köşeli kat kat sayfaları olan kitaplar bana tarihimi ve osmanlı yı ögretti sevdirdi sizin gibi heyecanlandırdı bir kitabı okurken bu kadar zevk almamıştım aslında bir kitap degil ama bir yazar bana osmanlıyı tanıttı MUSTAFA ARMAGAN ben onun ve sizin hayranınız olarak ricam OSMANLI’nın tarihi hakkında bir dizi yada film yaparsanız ya onun kitaplarını okuyun yada onunla konuşun e-mail bile atın eminin cevabı gelir…(ve ben bu konuda mustafa hocama e-mail atabilirim isterseniz)

      • ali gassaloğlu 14 Ekim 2011

        hocam bitek şey istiyom acı hayatı tekrar koyun
        diziler

      Yorumu Yanıtla