header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Pars Narkoterör dizisinin ünlü yönetmeni Osman Sınav:
‘Kiraz Operasyonu filmimde sahnede hard core ve grup sex sahnesini tepki almak şok etmek için çektim’

Görsel olarak 5 yıl daha bu film çekilemez… Çeken olursa gidip elini öpeceğim… Türk Sineması’nda çekilmiş bir sahne değil bu… ‘Recep İvedik’ ile kırmızı halıda yürüyemeyiz.

gunes-gz-osmansinav.jpg Osman Sınav
, hayatını ve hayatı öyle bir anlattı ki, onunla doğduğu köye, okula, ailesine ve çevresine, gittiği okula, resim öğretmenini, yetenek sınavı ile kazanıp girdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’nde iki yıl okuduktan sonra para kazanmak, ailesine ve kendine bakabilmek için tekstil bölümüne tekrar yetenek sınavı ile girmesine… 2 yıl da orada geçirdikten sonra ‘Sinemacı olmalıyım’ deyip, tekrar bölüm değiştirip ve tekrar aynı sınavlardan geçmesine… ‘Sinemacı olmak, reklam kurgulamak, senaryo yazmak ve yönetmekten geçer’ deyip o zamanın en büyük ajansı Man Ajansa girmesine… Oradan Grafik Lintas’ta yükselmesi ve inat edip Pınar’ın 30. yıl reklam filmini çekmesi ile 84 yılında Sinegraf’ı kurmasına ve bugüne kadar 500 tane reklam filmi çekmesine… Eşi ile 2 ayda karar verip evlenmesine… Çocuklarına, ve uzun metrajlı filmlere geçmesine… Sinema sektörüne daha fazla para yatırarak inip çıkmasına… Dizilere başlamasına kadar her şeyi bir film gibi bize yaşattı. Ofisinden bir türlü çıkıp gitmek istemedik. Bir o kadar içten, bir o kadar da ona ulaşamadığınız bir mesafesi var ki sahiden bugüne kadar aldığı kararları, anıları ile hem kitabı yazılacak hem de hayatı filme çekilmesi gereken bir dahi… Tam bir aslan burcu, duruşu, bakışı, gururu ile… Röportaj bittikten sonra fotoğraflarımız çekilirken boy mesafemizden dolayı birden bana dönüp dedi ki ‘Unutmayın bugüne kadar dünyayı yönetenlerin hepsi kısa boylu adamlardır’ dedi. Ben de onun üzerine ‘Napoleon gibi, Atatürkümüz gibi’ dedim.

İşte size böyle bir Osman Sınav hikayesi…N.Y: Şu anda ‘Pars Narkoterör’ dizisini çekiyorsunuz. Dizi istediğiniz yerde mi?
O.S: Zaten 24 saat ortasındayız işin… Dizi sezona geç girdi, yeni başladı, şimdi onu yükseltmeye çalışıyoruz. Herkesin alıştığı, günlerini takip ettiği, izlediği bir dizi var tabii… Sosyal sorumluluğu, mesajları olan, dokunduğu şeyler itibariyle dikkatli yapılması gereken bir proje bizim yaptığımız. Ayarları iyi yapmaya çalışıyoruz. Anlatmaya çalıştığımız çok büyük bir resim… Bu resmin normal televizyon seyircisine geçmesi için sabırlı olmak gerekiyor. Çünkü alışıldık, bilindik bir macera değil… Ülkenin karanlık yüzündeki büyük resmi göstermeye çalışıyoruz. O yüzden zaman alacak ama sabır lazım…
N.Y: Diğer projelerden farkı ne?
O.S: O büyük resmin anlaşılması için o büyük resmin görülmesi gerekiyor. Dizinin ismi bile zor… ‘Narkoterör’ bir kavram… Bugüne kadar narkotik ve uyuşturucu ayrı birer kavramdı, terör ayrı idi. ‘Narko’ ve ‘terör’ kavramlarını bir araya getirerek yazılan makale sayısı bile çok azdır. İki yıl önce CIA raporlarında kullanılan bir kavramdır. Geçinmeye çalışan ortalama televizyon seyircisine bunu anlatmak gerçekten kolay bir şey değil… Bir de biz buna ‘no name’ yani ‘isimsiz’ oyuncular ile başladık. Seyircinin beğendiği, bayıldığı starlar yok içinde…

İBRAHİM ÇOK YETENEKLİ

N.Y: Bu hep sorulan soru, neden bildik oyuncular niye yok diye?
O.S: ‘Deli Yürek’te Kenan vardı. Ondan önce ‘Sıcak Saatler’de Mehmet Aslantuğ vardı. O bitti. ‘Kurtlar Vadisi’ne başladım, ‘Niye Kenan yok’ denildi. İbrahim’i zamanla kabul edip sevdiğinde bu soruyu sormuyor. İbrahim’de başka bir şey olacak ve bence de olacak. Kenan ile başladığımız zamanda bu tepkiler vardı, şimdi aynı şeyi İbrahim ile yaşıyoruz. Bence yetenekli, çok iyi bir fiziği var, çok çalışkan ve düzgün de bir insan… İyi çalışırsa olur.

N.Y: Starlarınızın kıriterlerini nasıl belirliyorsunuz? Ya da ‘O potansiyel bu çocukta var’ı nasıl görüyorsunuz? Tabii bu sizdeki özel bir yetenek….
O.S: Oyunculuk açısındam anotomi, yüz estetiği, bakış çok önemli… Bir de ‘o bakış…’ Gözün arkasında ne var, oradan ne çıkar, neleri uyandırır gibi… Tabii bir de yazılan hayal ile bu kriterlerin birbirlerine uyumu…

N.Y: Yoktan var etmek, onu kurgulamak ve farklı olmak… Bu başarının sırrı nedir?
O.S: Tanrı insanlara kendi yaratıcılığından vermiş. Ve yaratıcılığın üzerine verdiği haklar yetenek ve aklı kullanıyorsunuz. Sezgi işi biraz da sezgilerinizi yönlendiren kriterler var tabii ki… Kültürel altyapınız, hangi ülkede yaşadığınız, tarih bilgisinden tutun da, edebiyat, şiir, müzik sevgisine kadar geçen toplam bir şey….

OĞLUMUN BAŞINA GELEN

N.Y: ‘Pars Narkoterör’ dizisine başlarken oğlunuzun hikayesinden yola çıktığınız söyleniyor, doğru mu?
O.S: Cengiz Semercioğlu’nun programına katılmıştım. Pars Kiraz Operasyonu’nu, uyuşturucu ile mücadelesini, filmini konuşuyorduk. Uyuşturucunun, sentetik hapların ne kadar tehlike yarattığını, artık okulların önüne kadar geldiğini, kontrol edilmediğine değindik. Sonra Cengiz ‘Sizin de çocuklarınız var, korkmuyor musunuz?’ diye sordu. Ben de beni irkilten bir olay olduğunu anlattım. Oğlum, okuldan arkadaşlarıyla çıkıp Kadıköy vapur iskelesine gidiyor, midye sevdiği için… Oradan midyeci ona soruyor ‘İncili mi olsun, incisiz mi’ diye kodlu bir şey soruyor. Yani ‘haplı mı olsun hapsız mı?’ diyor.
Oğlum da anlıyor, ‘Sen ne demek istiyorsun?’ diyor. Oğlumun tepkili olduğunu anlayınca oradan üç-beş kişi daha çıkıyor, ellerinde bıçaklarla, bir şeyler oluyor. Oğlum öyle bir tehlike geçiriyor. Bu hepimizin burnunun ucunda bir şey… Her aile, her gence uzak değil, kapımızın hemen arkasında duruyor. Aniden önünüze çıkabilir böyle bir şey. Bunu köşesinde de yazınca Cengiz, ertesi gün polisler ihbar kabul edip eve geldiler. Tabii Kadıköy’de ne kadar midyeci varsa toplatıldı.

NARKOTERÖRİSTLER

N.Y: Olaylar gerçek mi?
O.S: Yok, daha çok polisin çalışma yöntemleri… Nasıl çalışırlar, ne yaparlar, hangi yöntemleri uygularlar… Sadece polis değil, karşı tarafında yöntemleri tabii ki… Şöyle ki uyuşturucu satan, yapan insanların yöntemlerini de araştırıyoruz. Onların yöntemleri her an değişebiliyor, çok yaratıcılar. Sürekli değişmek zorundalar, hiçbir yöntemi ikici kez kullanmıyorlar. Onlarda proje geliştirme departmanı var.
Mesela adamın teki ‘Benim projem var’ diye uyuşturucu baronuna gidiyor ve ‘Bana iş ver’ diyor. Ne ile kamufle edip, uyuşturucuyu nasıl taşıyacak projesi için proje geliştiriyorlar. Polisler bize dedi ki ‘Siz de yaratıcı insanlarsınız, siz de onların yerine koyun kendinizi yöntemlerinizi geliştirin. Biz kendimizi her iki tarafa da koyuyoruz.

N.Y: Kiraz Operasyonu’ndaki cinsel içerikli sahneler çektiniz. Beklediğiniz sonucu aldınız mı?
O.S: Çok sert bulanlar oldu. Ben o sahneleri özellikle öyle çektim. Çok sert bir sahne, benim filmlerimde öpüşme sahnesi bile yoktur. Burada hard core (açık saçık) ve gurup seks var. Bunu bilerek, isteyerek yaptım. Zaten tepki almak için çektim. Şok etsin, sarsıcı olsun istedim ve sarsıcı da oldu. Bu tip sahnelerde oyuncunun size inanması gerekiyor. Mesela magazinde mayolu fotoğraf verecek bir kız değil Duygu Şen… Hakikaten oyuncu… O sahne için Duygu’nun ve diğer 3 erkek oyuncunun arkadaş olmalarını, birbirlerini tanımalarını ve öyle iyi arkadaş olmalarını istedim filmi çekerken… Ve dedim ki ‘O sana dokunduğunda utanmayın birbirinizden, seksi bir şey de hissetmeyin, bunun muhabbetini de yapın ve ‘Biz bunu oynayacağız’ diye bakın…’ 5 kamera koydum ve bir günde çektim. Extacy alıyorlar, hard core sevişme sahnesi, o delirme anından sonra gurup sekse dönüşüyor.

KIRMIZI HALI İÇİN

N.Y: Görsel olarak da o sahnelerin çekilmesi zor olsa gerek..
O.S: Görsel olarak 5 yıl daha o film çekilemez. Çeken olursa, gidip elini öpeceğim. Türk Sineması’nda çekilmiş bir sahne değil bu…

N.Y: Dünyaya açılmayı düşünmüyor musunuz?
O.S: Sinema kendi ulusal sınırları içinde kaldığı zaman büyük endüstriye dönüşemez. Mutlaka sınırlarını aşıp uluslararası pazara çıkması lazım. İlk önce o standardı yakalamamız, teknik anlamda daha iyi olmamız lazım… Kişilerin sanatsal yaratıcılığı sayesinde ödül alabilirsiniz ama bu, pazara çıkmak anlamına gelmiyor. Kırmızı halının ardında bir market vardır, asıl olan o markette olabilmek. O da kolay değil… Gireceğimize inanıyorum, ben bunun için çalışıyorum.

N.Y: Türkiye’de beğendiğiniz yönetmenler?
O.S: İyi yönetmenler yetişiyor gençlerden, benim öğrencilerim var bir kere; Metin Günay, Ceylan Mete, Mustafa Şevki Doğani… Bir kere Türk Sineması’nın yönünün çizilmesi ve çekişme merkezinin oluşması lazım… Endüstriye gidemiyoruz, sanatsal alanda kapalı kalıyoruz. Filmler hem sanatsal hem ticari olabilir. Türk Sineması’nın bir ucu ‘Recep İvedik’, bir ucu ‘Yumurta’ filmi… Yani bu ikisinden endüstri çıkmaz. İkisinden de bir yere gidemeyiz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular