header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Usta Yapımcı-Yönetmen Osman Sınav, son dizisi Sakarya Fırat hakkında soruları cevapladı. Zaman Gazetesi yazarlarından Yusuf Bülbül’ün Osman Sınav ile yaptığı röportajda dizinin önemini ve izlenilmesi gereken bir proje olduğunu ve eleştirilere cevap verdi. İşte  “Müthiş bir özgürlük, dağa çıkanları daha iyi anlıyorum” röportajın devamı…

‘Dağa çıkanları daha iyi anlıyorum’ cümlesini yapımcı ve yönetmen Osman Sınav’dan duymak doğrusu şaşırtıcı. Herkesin ‘açılımı’ konuştuğu bir dönemde Sınav’ın dağlara olan merakına anlam veremeyenler çıkabilir.

TRT’de ekrana gelen ‘Sakarya-Fırat’ dizisi üzerine söyleşmek için buluştuğumuz Osman Sınav, dizisiyle ilgili eleştirilere ilk kez cevap verdi. Sakarya-Fırat’ın milli duyguları suistimal ettiği, dizinin yayın tarihinin Tokat’taki 7 erin şehit edilmesiyle aynı zamana denk gelmesinin bir tesadüf olup olmadığını, açılıma katkısını, ne tür geri dönüşler olduğunu konuştuk. ‘Konuşmama kararı aldım’ dese de konuştu… Reytingleri, Nefes filmiyle ilgili ne düşüncelerini ve Sakarya-Fırat’a verdiği önemi anlattı.

Sakarya-Fırat, üzerinde uzun süre çalıştığınız bir projeydi. Aldığı reytinglere bakılırsa izleyici de sevdi.

osman sınav Geçen hafta maç olduğu için ikinci bölümü 15 gün sonra yayınlayabildik. Ona rağmen reytinglerimiz (ki reyting benim için ölçü değil) oldukça yüksek. Türk halkının tercihi ‘best of öpüşme’ sahneleriyle ölçülecek bir şey değildir. Yine söylüyorum, ben reytinge bakmıyorum; etrafımdakiler, çevremdekiler arayıp söylüyor.

Senarist Süleyman Çobanoğlu ile uzun süredir bu dizi için çalışıyorsunuz. Proje ilk size geldiğinde ne düşündünüz?

Süleyman Bey, iki yıl önce getirdi. İyi bir dizi olacağını o zaman da düşündüm ama yapmadım. Çok ağır ve zor bir proje gibi geldi bana. Konsept değiştirmek istedim.

Şimdi ne değişti?

Artık böyle bir şey yapılması gerekiyordu. Yaklaşık 30 yıldır terör var bu ülkede. Burada mücadele eden askerlerin hikâyesi hiç ekrana taşınmamıştı. Onlara bir borcumuz olduğunu düşündüm. Orada yaşayan insanların mücadelesini, duruşlarını, vatana bağlılıklarını anlatmaya çalışıyoruz.

Dizinin yayın tarihinin Tokat’taki 7 askerin şehit olduğu döneme denk gelmesi kamuoyunda tartışıldı. ‘Özellikle planlandı’ söylemlerine katılıyor musunuz?

Dizi altı ay önceden hazırlanıyor. Altı ay önceden Tokat’ta böyle bir olay olacağını nereden bilelim? Türkiye’de her gün böyle şeyler oluyor. Bu mantık dışı bir şey. Erinden çavuşuna, onbaşından uzmanına kadar oralarda görev yapan insanlara saygı duruşu gerekiyor. Tamamen duygumuz bu.

Duygu dediniz de sizi arayan asker anaları, eşleri oluyor mu?

Fazlasıyla. Sadece asker anası değil, terörist anası da var. Asker babası da var, terörist babası da… Hatta bir terörist tim komutanının iç dünyası da var. Kulağına sevdiği adamın göğsünden çıkarılmış kurşunu küpe yapan kadının duygusu da var. İhanet dışındaki her şeye objektif ve empati ile bakıyoruz. Sakarya-Fırat logosu arasında bir fotoğraf var, biz bu fotoğrafı adım adım açıyoruz.

Ne var bu fotoğrafta?

O fotoğrafta, sağda Harun Onbaşı, solda ise Ispartalı Musa Çavuş duruyor. Çanakkale’de aynı siperdeler. İşte dizi bu fotoğrafı anlatıyor. 1915′te Çanakkale’de aynı siperde emperyalizme karşı savaşmış insanların çocukları bugün birbirini öldürüyor. Buradan bakıyoruz. Yani açılımın fotoğrafı budur. Biz bu fotoğraf üzerinden gidiyoruz. Yüzyıl önce Yemen’de aynı şey yapılmış. Arapların belli bir kısmını kışkırtıp Osmanlı üzerine göndermişler. O oyunun aynısı bir kez daha oynanıyor. Bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bunu sorgulamak gerekiyor.

Sizi arayıp ‘bu dönemde neden böyle bir dizi çektiniz’ diyen oldu mu? Zamanlama açısından.

‘Şimdi zamanı mı’ ne demek? Adam baskın yapıyor, silah atıyor, hâlâ şehit veriyoruz, ne demek ‘zamanı mı’? Neyin zamanı mı? Ne zaman gelecek o zaman? Onlar dursun o zaman! Yani çok yanlış bir cümle.

Açılım için önemli bir fırsat ‘Sakarya-Fırat’

Gerçek manada açılım budur. Bunu anlarsak çözebiliriz. Yoksa dağdan iki zibidiyi indirdin, onlarla lay lay deyip bir daha o posteri açtı olmaz. Tam tersine kışkırtıyorlar. Türkiye’nin iyi niyetle yaptığı bir şeyi kışkırtıyorlar. Kendi kendilerine partileri kapattırıyorlar.

Bir Kürt kızı ile bir askerin aşkı var dizide. Benzer pek çok filmde var bu tür sahneler. Buradan baktığınızda hamasi kardeşlik türküsü yok değil mi bunun içinde?

Ben kardeşlik türküsü söylemiyorum. Türkiye’de hiç kimse şunu ayıramaz, Türk-Kürt bilmem ne! Aramızda böyle şeyler yoktur. Bir sürü insan kız almış vermiş her ailede. Nasıl ayıracaksınız bunları? Terörün eline düşmüş insanların yaşadıkları acıları, çelişkileri anlatıyoruz. Hem ayrıca ben çözümcü değil, dramacıyım…

‘Biz kardeşiz’ demek çözüm mü? O zaman açılıma ne gerek var?

Hayır açılım bu işte. Emperyalizme karşı birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Diyarbakır halkının da, Mardin halkının da, bizim de uyanık olmamız gerekiyor. Vallahi yaptırmamak gerekiyor.

Milli duyguların kabarması kötü bir şey mi?

Bunu kabartmak istemeyen arkadaşlar kabartmasın. Yani derdimiz yok onlarla. Sırf iki kişi böyle bir şey dedi diye, bunu konuşmaya bile değmez. Biz kimseyi, kimseye karşı kışkırtmıyoruz. Unutmadan, ileriki bölümlerde çok ilginç sahneler izleyeceksiniz.

Güneydoğu’da geçen bir dizinin Isparta’da çekiliyor olması bir handikap mı?

Biz sinemayı, atmosferi, o dokuyu orada kurabiliyoruz. Karakol görüntülerinin Dağlıca’dan farkı yok. Kuzey Irak’tan farkı yok, çok iyi, çok ideal. Önemli olan atmosfer kurmaktır. Oradaki şartlar da çok zor. Kepçe ve greyderin açtığı yoldan gidiyoruz çekime.

‘Nefes’i izleyebildiniz mi, nasıl buldunuz?

Çok emek verilmiş, iyi çekilmiş başarılı bir film. Ama moral cümlesini doğru bulmuyorum. İyi bulmuyorum.

Kendi topraklarınızı anlatan hikâyeler sizi biraz daha mutlu ediyor sanki…

Tabii ki çok mutlu etti. Bir şekilde ucu herkese değen bir hikâye çekiyorum. Her ailenin, her ferdin beğendiği bir dizi yapıyorum. Ülkemin buna ihtiyacı olduğunu hissediyorum. O yüzden Toroslar’a çıktım. Toroslar’a çıkmak önemli.

Dağlar size ne hissettirdi?

Müthiş bir özgürlük duygusu var. Bir gün teröristi oynayan çocuklardan biri çekim hazırlığı sırasında elinde imitasyon Keleş ile oturmuş bakıyor. Bir an çocuğu gördüm. İlginç bir fotoğraftı benim için… Para yok, iş yok, açlık var, sefalet var, gelecek kaygısı var. Evlenecek ne yapacak, çocuğu olsa ne yapacak, nasıl besleyecek, nasıl okutacak? Hiç kimse onu adam yerine koymuyor. Senden çok var durumu yani. Kimse beş kuruşluk değer vermiyor. Böylelikle çıkıyor dağa. Para geliyor. İstemediği kadar mermi var ve dağların verdiği bir özgürlük… Dağda silah elinde, güç var, ‘gelene çakarım’ diyor. Dağ insana müthiş bir özgürlük duygusu veriyor. Dağ gibi hissediyorsun kendini. Bu adamı, ruhunu hazırlamadan aşağıya indiremezsin. Ama karşısında da asker var ‘Önce vatan’ diyor. ‘Vatan sağ olsun’ diyor ve o duyguyla bu duygu çarpışıyor. Kimse buradan bakmıyor. İşte biz bunun filmini yapmaya çalışıyoruz.

Kaynak : Zaman Gazetesi (Yusuf Bülbül)

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular