header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

‘Gay’lerle başım dertteydi 
oguz_galeli_ggz.jpg PARS Narkoterör dizisinin ünlü karakter oyuncusu Oğuz Galeli‘ye ulaştığımda bana, ‘Neden ben?’ diye sordu. Genelde Türkiye’de hep başrol oyuncuları, sansasyonel kişilerle röportaj yapıldığı için merak etmiş. Osman Sınav hocamız Oğuz’u yurt dışında keşfedip tüm düzenini bozdurup ülkemize yerleşmesini sağlamış. Ailesi ile 2 yaşından beri Avusturya’da yaşıyor. Tam bir Avrupalı kendisi, yurt dışında Mayk Galeli olarak tanınıyor. 19 yıllık mankenlik hayatının ardından Acı Hayat dizisi için gelip sonra da Pars Narkoterör‘de avukat rolünü canlandırıyor. Kenan İmirzalioğlu en yakın arkadaşlarından. Evli ve bir çocuk babası Oğuz çok yönlü, entresan bir kişilik. Yönetmenliğini Steffan Ruzowitzky yaptığı kısa metraj çekilen ‘Love And War’ filminde Mr. Galeli başrol oynadı. Ve film En İyi Yabancı Film Oscar Ödülü’nü aldı. Dünyada da adımızı duyuran sevgili Oğuz Mayk Galeli sizlere takdimimizdir.

KENAN’LA BRÜKSEL’DE KARŞILAŞTIM

N.Y: İstanbul’da doğdun, 2 yaşında Avusturya’ya ailenle beraber yerleştin. Modellik yaptın yıllarca, sonra Kenan ile karşılaştın ve…
O.G: Avusturya’da fotoğraf üzerine okudum. Sonra modelliğe başladım. Mesela 8 kış Güney Afrika Capetown’da modellik yaptım. Orada çok reklam ve katolog çektim. 3 yıl Amerika’daydım. Toplam 19 sene Viyana, Paris, Milano, Zürih’te modellik yaptım. Elite Ajans’taydım. Kenan ile de defilelerden tanışıyorduk ama kanka değildik. Belçika Brüksel’e bir iş için gitmiştim. Orada ‘Deli Yürek Bumerang’ın galası vardı. Yurt dışında Mayk Galeli olarak tanıyorlar.
Galaya gidince de beni ‘backstage’e aldılar. Osman Sınav ile tanıştım. Tabii o zaman ben nereden bileyim Osman Sınav kim? 3 akşam Kenan, ben, Osman Abi beraber takıldık. Son gün Kenan’a dedim ki ‘Deli Yürek karakterini nasıl aldın? Kenan’da ‘aradıkları karakteri, bulamadılar, sonra bestmodel olan bir çocuk var bir de onu görün demişler, ben içeriye girdim, hemen Osman Abi tamam dedi’… Ve Kenan’a dedim ki şanslıymışsın ‘O role ben gelseymişim alırdım. Ve tanışmamızın üstünden tam 4 yıl geçtikten sonra Osman Abi’nin beni aramasına çok şaşırdım. Osman Abi ‘İstanbul’a gel, Kenan ile birlikte başrolü paylaşacaksın, güzel bir projem var, keyif alacaksın.’ dedi.

OSMAN SINAV 4 YIL SONRA ARADI

N.Y: Radikal bir karar verdin ve düzenini buraya taşıdın. Eşin ve çocuğun zorlandı mı?
O.G: Eşim Avusturya’lı ve başta biraz karşı geldi, yapamazsın dedi. Ben de ona bu şansın her zaman gelmeyeceğini söyledim. Anlaştık, başladık, Allah’a şükür pişman değilim, hayatım anlamıyla değişti.

N.Y:’Acı hayat’ dizisi için Türkiye’ye geldin, yeni bir düzen kurdun. Türkiye’ye alışabildin mi? Oyunculuk eğitimi aldın mı?
O.G: 6 ay çok zorluk çektim. Osman Abi fazla oyunculuk eğitimi almamı istemedi, ‘Böyle kal, seni bir kalıba sokmalarını istemiyorum’ dediği için eğitim almadım. Doğal tarzımı bozdurtmadı. Bugün gerçekten Osman Abi’nin tüm dedikleri çıktı. O gerçekten her şeyi bilen birisi. O isimsiz kişileri star yapıyor, o bir yetenek avcısı. Herkes isim bir kişiyi oynatıyor ama sıfır birini alıp oynatmak yürek ister.

N.Y: Kenan ile görüşüyorsunuz…
O.G: Kendisi şimdi Cannes’da, Yavuz Bingöl’e destek vermek için gitti. İngiltere’deydi uzun zamandır, workshop yapıp İngilizcesini düzeltiyor.

N.Y: Sen kaç dil biliyorsun? Galeli soyadı nereden geliyor?
O.G: Bende 4 dil var; İngilizce, İtalyanca, Almanca ve Türkçe… Bizim kökümüz Kayseri. Annem ve babam İstanbul’a taşınalı 60 yıl olmuş. Biz bütün kardeşler İstanbul’da doğduk. Soyadımız belki Kaleli idi sonra Galeli olmuş olabilir.

AVUKATLIK NAMUSUM…

N.Y: Pars Narkoterör dizisinde avukat rolünü canlandırıyorsun. O rolle bütünleştin mi, rol gereği bazen gıcık olabiliyor musun karşındakilere?
O.G: Özel hayatımda da avukat olmak isterdim. O kadar büyük oyunlar yapmazdım ama rol gereği yapıyoruz tabii… Benim çok avukat arkadaşım var, onlardan çok tecrübe alıyorum. Bir avukat nasıl giyinir, kalemi nasıl tutar gibi araştırıp kendimi hazırlıyorum. Ben bu rolde avukatlık namusumu kenara attım. Çünkü öyle bir yemin ettim ki, öldürülen kızımın intikamını almak için yaşıyorum. Kötü adamların avukatlığını yapıp bilgileri polise aktarıyorum. Kendi yolundan gidecek. Ve intikamını alacak. Ve benim karakterim şimdi ön plana çıkacak.

N.Y : Dizi sence devam edecek mi ?
O.G: Devam edecek tabi. Bu ağır bir dizi, konusuna yavaş yavaş alışıyorlar. Farkına vardık ki tema anlaşıldı. AB’de 4 share ile gidiyoruz. Osman Sınav bu işi çok iyi biliyor ve inanıyor. İnanmadığı işi yapmıyor.

JOINT SİGARA ASLA…

N.Y: Sen Sigara bile içmiyorsun, yurt dışında uyuşturucu daha yaygın. Sen kendini nasıl korudun ve hiç denedin mi?
O.G: 19 senelik mankenlik zamanımda joint veya ot olsun, bunları standart olarak yurt dışındaki mankenler ve modacılar kullanırdı. Ben sigarayı bir kere denedim. Öyle bir öksürdüm ki, joint’i asla içemem. Öbür işler içinde kokain, haplar olsun bunlar benim tarzım değildi. Çünkü ben annem ve babam sayesinde yurt dışında olmamıza rağmen disiplinli büyüdük.
Ben 41 yaşındayım, bugüne kadar domuz eti yemedim, 13 yaşından beri orucumu tutarım, iki kere hatim indirdim. Mesela Avusturya Milli Takımı’nda futbol oynadım. Esrar veya joint alan kişilere benim saygım var, tek beni rahat bıraksınlar, beni zorlamasınlar.

BURADAKİ ‘GAY’LİK ABARTI…

N.Y: Erkeklerden de, kızlardan da değişik teklifler aldın mı, sana sarktılar mı? Bu tekliflere ne cavap verdin?
O.G: Tabii hem erkekler hem de kadınlar sarktı. Şöyle bir şey var, yurt dışında esmerler çok ilgi çeker. Gay modacıların bakışarından belli oluyordu da süzerlerdi ya da direk değildi. 3-4 günlük evine davet ederdi, ‘Hafta sonunu geçirmek için partim var gelir misin?’ derlerdi’. Ben de ‘Kimler var?’ diye sorardım. ‘Yalnız seni çağırmak istiyorum’ derdi. Ben de ‘Kusuruma bakma, ben o cinsten değilim, sen benim tercihim değilsin, benim kız arkadaşım var, ben kadınları daha çok seviyorum’ derdim.
Orada Yunanlılar’ın çoğu mesela biseksüel ve gay. Onlarla çalışıyorum ve onlardan keyif alıyorum. Beni ellemesinler yeter, bana çok saygılı davrandılar.

N.Y: Buradaki ‘gay’leri nasıl değerlendirirsin?
O.G: Buradaki ‘gay’ler biraz abartıyorlar. Burada bir tanesi erkektir, diğeri kadındır. Erkek ne derse kadın onu yapar gibi birşey hissettim. Çünkü burada bir kaç modacı da gördüm. Biz yurt dışında aramızda sorardık, ‘Bunların hangisi erkek, hangisi kadın?’ diye ve dalga geçerdik.
Mesela NewYork’ta onların Dolce Gabanna’nın defilelerine çıkardım. Bunların ikisi de gay ve beraberler. Bunların ikisi de erkek gibi, ikisinde de feminenlik var. Burada abartıyorlar, topuklu ayakkabılar, boyamalar filan… Tuhaf oluyorlar.

TÜRKİYE’DEKİ MANKENLER, ÇABUK HAVAYA GİRİYORLAR

N.Y : Marka mı giyinirsin?
O.G: Tam adamına sordun, 19 sene giydim ve taşıdım. Sette de kendi kıyafetlerimi kullanıyorum. Mesela şu anda üstümdekiler Vivien Westwood’un oğlunun; Mark Westwood. Boss, Streson gibi markaların modelliğini yaptım. Avusturya’da 50 metrekarelik bir evim var, kıyafetlerim açık dükkan gibi duruyor. Neredeyse 50 takım elbise, 100 ayakkabı var. Hediye ederlerdi, ya da çok büyük indirim yaparlardı.

N.Y: İç çamaşır da hangi markayı tercih ediyorsun? Ve eşine iç çamaşırı alır mısın, hangi markayı, rengi tercih edersin?
O.G: Onu da merak ediyorsun. Tabii ki Boss. Biz kotları düşük belli giyeriz, orda arada sırada yazısı çıkar. Görünsün abi, bunun modası bu. Eşime La perla, Anro gibi iç çamaşırı markalarını alırım. Siyah ve turkuvaz renklerini çok alırım ona. Kırmızı filan pek sevmem.

N.Y: Yıllardan beri deriz ki ‘Bizi yurt dışında temsil eden modelimiz yok…’ İşte sen varmışsın. Neden ülkemizde yeterince tanıtılmadın?
O.G: Çünkü Türkiye profesyonel çalışmadığı için sevmiyordum. Mankenlik piyasası son 5 senedir düzelmeye başladı. Burada kız veya erkek mankenler olsun bir defileye çıkınca hemen havaya giriyorlar. Onları izliyordum ve diyordum ki ‘Yaa siz kimsiniz, nereden geldiniz, ilk önce adam olun, saygılı olun, büyük defilelere bir çıkın da sonra havaya girin.’
O yüzden burada kimseyle muhatap olmadım. Hatta burada Acı Hayat’ta oynarken sette çayımı kendim alırdım, bana derlerdi ki ‘Baş oyuncusun, çayı sana getirsinler. Burada insan kendini bir şey sanıyor, ben bu durumdan çok nefret ediyorum. Bu kişiler havaya çıkar ve düşerler.

N.Y: Yıllardır Avrupa Birliği hikayesi var. Almayacakları belli, oyala oyala nereye kadar… Sen yurt dışında yaşayan birisi olarak değerlendirir misin?
O.G: Türkiye Avrupa şartlarına belki birgün ayak uydurur. Ama ben bunu çok zor görüyorum. İnanıyordum, ancak 3 yıldır burada yaşıyorum, artık inancımı kaybettim. Çok güzel bir ülkemiz var, neden değerlendiremiyoruz. Bu düzelmeyecek, inşallah çocuklarımız görür.

Etiketler: , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular