header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Aksiyon dergisi yazarlarından M.Nedim Hazar’ın Uzun Hikaye Sinema Filmi hakkındaki köşe yazısı sizlerle…
“Kaderin yayı kurulu durur.” diyor usta hikâyeci Mustafa Kutlu, yaklaşık 12 yıl önce yayımlanan ‘Uzun Hikâye’ isimli kitabında ve ekliyor: “Vakti gelince boşalır…”

Kutlu’nun genel olarak hikâyelerine hâkim olan yalınlık ve duygu üzerinden yürüme tarzı, Uzun Hikâye’de zirve yapmıştır. Mekânı ve zamanı önemsizleştirerek, yürek ve yansımaları üzerine gideriz sayfalar boyu. ‘Bulgaryalı Sosyalist Ali’dir anlatılan; ‘Pelvan Sülüman’ın torunu… Kaçırdığı karısı, yeni yeni aklı ermeye başlayan oğlu ile kayın biraderlerinin öfkesinden uzaklaşmaktadır ve trene binmiştir. Bilirsiniz eğer bir hikâye trenle başlıyorsa, illa ki sevda ilişmiştir bir yerlerine… Kutlu’nun anlatımıyla mal ve mülkten ‘berî’ olarak küçük bir çocuğun algısıyla hak arama, sevda, devletin soğuk yüzü, haksızlık, eşitlik, adalet, iyilik ve kötülük üzerine sağlam metinler akar önümüzden. Gün gelir, döngü tamamlanır ve başka insanlarda, başka şekilde vücut bulur tüm bu kavramlar ve olaylar. Kader yayını boşaltmış, yenisini hazırlamıştır; yeni sevdalar, yeni kavgalar vs.

Osman Sınav, son ve talihsiz sinema deneyimi Pars-Kiraz Operasyonu’ndan sonra, sanki bu sektörden biraz ağzı yanmış gibi özenle uzak duruyordu. Aradan geçen 4 yıl, sinemanın ustasını, hikâyenin ustası ile birleştirdi ve Uzun Hikâye filmi karşımızda.

uzun_hikaye_afis_1

Uzun Hikâye, yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi, bir baba ile çok sevdiği karısı ve oğlunun hikâyesi. Bir çatı ve üç omurgadan oluşuyor. Ali, sevdiği kız Münire’yi kaçırmış ve oğullarıyla beraber kaçarak hayatını devam ettiren, ölümüne hakkaniyetçi biridir. Bir tren ile geldikleri küçük bir kasabada, vagon içerisinde yaşamaya başlarlar. Hikâyeyi küçük Ali’nin anlatımıyla takip ederiz. İlk kırılma, annenin kaybıyla yaşanır ve Ali biraz daha büyür. Yeni mekânlar, yeni insanlar; tanıdık duygular. İlk aşk, feragat ve tekrar kaçış. Mustafa, büyüdükçe hem babasını daha iyi tanımaya başlar hem de hayatı. Ergenlik evresinde üçüncü merhale yaşanır ve şairin ‘Babası döner bir gün oğlunun derisinde’ dediği gibi, döngü tamamlanır, yeni yerlere, maceralara doğru yol alınır. Filmin özeti şu sanırım; bir küpe çiçeği, bir saka kuşu, bir de ‘tiren’ler…

Uzun Hikâye stilizasyon açısından bana Sınav’ın daha önce çektiği yine bir uyarlama olan, Bedii Faik’in Yalancı’sını hatırlattı. Şüphesiz bir kitabı filme aktarırken birebir bağlı kalmak zorunda değilsiniz, zaten Uzun Hikâye’nin kitabı ile filmini birebir karşılaştırmak da çok mantıklı değil. Ancak, hikâyeyi senaryolaştırılırken, kahramanlara ve kavramlara bakış açınız çok önemli. Sanırım buradaki hassas kelime ‘kavrayış.’ Elbette, filmin etkisini artırmak için birtakım görsel eklentiler, buluşlar, müdahaleler yapılacaktır. Gelin görün ki, Uzun Hikâye’nin kimi yerlerinde bu müdahaleler ‘sakil’ kalıyor. Değer düşüyor, zorlayıcı oluyor. Filmin açılış sekansındaki gerçek üstü ya da masalsı anlatım Lepiska saçlı Münire’nin vefatıyla bir anda kararsızlığa dönüşüyor ve ‘dil’ nerede duracağından çok emin olamıyor.

İlk ayrımdaki ‘antogonist’ öğretmen oldukça başarılı olarak gerekçelendirilirken, -hadi zabiti anladık- belediye başkanının neden bu kadar kötücül olduğunu ifade etmekte aciz kalıyor film.

Büyük aşk yaşamak için büyük insan olmaya gerek yok, biliyoruz. Hatta bütün büyük aşkların kahramanlarının sıradanlığına dair sayısız eser vardır, bunun da idrakindeyiz. Ancak, bu sıradan aşkları derinleştirip büyüten şey, klişe ve düz romantizm olmamalıydı.

Neyse uzatmayayım, belki de tüm bu olumsuzlukların ana kaynağı, ülke sinemasının girdabına kapılmaktan kurtulamadığı ‘dizi’ etkisi. Yönetmen Sınav’ın önceki filmlerinde görüp bayıldığımız o anlatım görkem ve şiirselliği Uzun Hikâye’de yok maalesef. Bunun yerine bir tür ‘dizi’ kolaycılığı ciddi ciddi hissettiriyor kendini filmde. Duyguya yeterince doyurmadan panik hâlinde yapılmış hissi veren kurgu, pek çok planda filmin duygusal dilini felç ediyor ne yazık ki. Hislerdeki o aromayı sindire sindire tatmamıza izin vermeden aceleci adımlarla bir sonraki sahneye kovuyor adeta.

Oyunculukların ekserisi çok başarılı Uzun Hikâye’de. Kenan İmirzalıoğlu, neredeyse üzerine yapışan ‘maço erkek’ klişesinden kurtarmak için çok çabalıyor ve başarıyor da. Yan rollerin hemen hepsi şahane. Münire karakterini canlandıran Tuğçe Kazaz, tüm samimi çabalarına rağmen yeterince etkileyici olamıyor. Mustafa’nın da en küçük hâli dışında kalanlar, neredeyse filmi etkileyecek derecede güçsüz.

Uzun Hikâye’nin müzikleri de önemli. Neredeyse müziksiz plan yok gibi filmde. Buna rağmen, duyguları anlayıp yukarı çekmekte çok başarılı müzikler.

Bu vesile ile Osman Sınav’ın sinemaya dönüşünü selamlıyor, bir ayağını sinemadan çekmemesini diliyorum. –İnşallah yanılırım- filmin olası başarısızlığının da umutlarını kırmamasını. Türk sinemasının Sınav gibi usta anlatıcılara ihtiyacı var çünkü.

Bu arada, Uzun Hikâye’yi vesile kılıp, usta hikâyeci Mustafa Kutlu’nun dünyasıyla tanışmanın gerekliliğini de ifade etmek isterim.

UZUN HİKÂYE
uzun_hikaye_afis_5

Yönetmen: Osman Sınav

Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Altan Erkekli, Mustafa Üstündağ, Batuhan Karacakaya, Zafer Algöz, Damla Sönmez, Cengiz Bozkurt, Elif Atakan, Ushan Çakır, Cihat Tamer, Tuğçe Kazaz, Ferdi Kurtuldu, Kürşat Alnıaçık, Ismail Hakkı Ürün, Erkan Avcı, Bora Koçak, Osman Alkaş, Mahir Günşıray, Ufuk Karaali, Buğra Bahadırlı, Fatma Betül Cordal, Taha Yahya Tan, Başak Kasacı, Taner Ölmez

Tür: Dram, aksiyon

Süre: 97 dakika

2012, Türkiye

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular