header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!
r2.jpg

Almanya ve ABD’de yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelen ve birikimlerinin meyvelerini kendi ülkelerinde toplamaya karar veren iki sporcu-oyuncu. SHOW TV’nin yeni dizisi ‘Pusat’ta başrol oynayan Actors Studio mezunu Haluk Piyes ve dünyanın en tanınmış dövüş sanatları ustası, Pusat’ın düşmanı rolündeki Emin Boztepe ile konuştuk…

Ekranların en sportmen yakışıklısı

PUSAT

Her boksör biraz bize benzer, her ring biraz hayata. Herkes sıkı 3-5 yumruk yemiştir” ve “Zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır” diyerek geçen hafta yepyeni bir dizi başladı Show TV ekranlarında. Bugüne kadar anlatılmamış bir hikaye olan Pusat’ta, genç bir boksörün sevgiyle dolu bedeninden hayata olan kavgasına indirdiği yumrukları izleyeceğiz.

Bu hafta ikinci bölümü geride kalan Pusat’ın başrol oyuncusu, yine Osman Sınav’ın çektiği filmlerden ‘Pars-Kiraz Operasyonu’ndan hatırlayacağımız Haluk Piyes. Almanların deyişiyle; Luk Piyes. Almanya’da doğup büyüyen hukuk eğitiminden sonra oyunculuk için Amerika’ya uzanan serüveni sonrasında Haluk Piyes, yeni adıyla Pusat artık uzun süreliğine Türkiye’de. Almanya’da DVD’si 6 milyon satan ve kült haline gelen ‘Kanak Attack’ ve Lale Mansur ile başrollerini paylaştığı “O da Beni Seviyor” Piyes’in filmlerinden sadece birkaçı. Pusat’tan önce iki romantik TV dizisine de imza atan genç sanatçıyla geldiği yeri, ringlerden öğrendiklerini, dahası uzandığı yolu konuştuk.

# Oyunculuğa gelene kadar pek çok iş yapmışsınız. Hepsi buralara ulaşmak için miydi?

İnsanın yaptığı işin dışında başka hedefinin olması lazım. Hedefim, yaptığım tüm işlerin dışındaydı ama aynı zamanda hepsi de ona hizmet ediyordu. Almanya’da sosyal danışman olduğum zamanlarda hastalar ve düşkünlerin her türlü sorunuyla uğraştım. Ben de öyle büyüdüğüm için ilk etapta o çevreyi yaşanır hale getirmeye çalıştım. Önce antrenörlük vardı, sonra birbirine çok zıt olan boks ve meditasyon, ardından futbol ve basketbol da oldu hayatımda. O hayatlarda çok yaratıcı eğlenceler olmadığı için spor yaparak büyüdüm. Hukuk ve tiyatro eğitimi aldım. Fuarlarda sunuculuk yaparken bir sponsor yaklaştı bana ve “Marlon Brando’nun okuluna gitmek ister misin?” diye sordu ve bu sorudan sonra New York Actors Studio School’a gittim, oradan da Play House West’te okumaya başladım. Derken; sinema, televizyon, senaryo, yönetmenlik ve oyunculuk…

# Buradaki oyuncuların derdi Avrupa sinemasına ya da Hollywood’a ulaşmak ama sizin yatırımınız Türkiye’ye, neden?

Yurtdışında olan sorunlar burada maksimum seviyede. Fakirle zengin arasındaki uçurum burada dağ gibi. Buradaki çocuklar sevgiye, ilgiye ve bilgiye daha aç. Her konuda çok az bilgi sahibi ve şiddet bağımlısı her biri. Toplumun neredeyse yüzde 95’i şiddetten yana; varoşlardan tutun profesörlere kadar. Dini, sosyal ve cinsel farklılıklara aşırı tepki de var, elbette bu bilinçsizlikten. Burada inanılmaz zenginlik var. Gidenlerin derdi belki de mesleki tatmindir ama benim misyonum para kazanmak değil. Türkiye’de ya melankoliyi hâlâ arabesk şekilde anlatıyoruz ya da Amerikan filmlerini burada yapmaya çalışıyoruz. Oysa, Hollywood ya da Avrupa bizim başka bir tarafımızı görmek istiyor.

# Yurtdışında büyümüş ve kendini yetiştirmiş Sibel Kekilli, Birol Ünel gibi isimler başka standardın insanları olduğu için mi avantajlı?

Genel olarak yurtdışından gelen insanlar öyle yüksek standartlardan falan değil. Ama bu kesinlikle avantaj ve zenginlik. Bir kere doğar doğmaz iki dil konuşuyorsunuz ve iki kültür yaşıyorsunuz. Bilhassa Almanya’da insanlar çok düzgün ve sistemli. Sadece iş için yaşıyorlar. Ezilen topluluk da hırs yapıyor bir şekilde.

# Oyunculuktan para kazanabilmek için dizilerde mi oynamak gerekiyor?

Türkiye’yi tanıdığım kadarıyla öyle çünkü burası TV piyasası. Tiyatroya giden insan sayısı belli. Reklam aracılığıyla çok büyük paralar yatırılıyor burada televizyona ve doğal olarak da insanlar oraya kanalize oluyor. Çok kötü işler de gelse çok iyi oyuncular maalesef bunları kabul etmek durumunda kalıyorlar. TV piyasası da sinemanın direksiyonu çünkü çok tutmuş bir dizinin sinema filmine gitmek buranın seyircisine çok cazip geliyor.

# Pusat ne demek?

Zırh demek hocam! (Kahkahalar) İki anlama geliyor; hem zırh, kalkan ama aynı zamanda silah da. Her şeyin bir iyi bir kötü yanı vardır diyoruz ya. Diyelim ki bir silahınız var ve bir aileniz, çiftliğiniz. Silahı onları koruma amaçlı kullanabilirsiniz ama psikopatsanız çok tehlikeli olabilir o silah. Burada da hem kendi içinin temizliğini hem de etrafını korumaya çalışan, iyi niyetli, her türlü kötülüğe ve İstanbul’un da cazibesine karşı, sevgiden oluşan o zırhını giyen duygusal bir karakter; Pusat.

HERKESTEN YUMRUK YİYORSUNUZ

# Her ring hayata mı benziyor?

Kesinlikle. Orada da dediğimiz gibi; her boksör biraz bize benzer, her ring biraz hayata. Herkes sıkı üç beş yumruk yemiştir. Aile fertleri yumruk atabiliyor size, sevdiğiniz hayvanınızı kaybedebiliyorsunuz. İşyerinizde verdiğiniz savaşlar ve kavgalar sonucunda yıkılıyorsunuz yere ama nakavt olmuyorsunuz. Ya tekrar ayağa kalkıp devam ediyorsunuz kavgaya ya da başka bir ringde sürdürüyorsunuz mücadelenizi. İşte Pusat, ağır abilik öğretmek yerine hiçbir imkan yoksa sporun da bir çözüm olduğunu söylüyor. Al kum torbasını önüne, hayata olan öfkeni yumruk sallayarak çıkar ondan ama sportmence ve disiplinle.

# Çirkin olsaydınız yine oyuncu olacak mıydınız?Sizi ya para çok seksi kılar ya da muhteşem oyunculuğunuz! Ama bunun örnekleri de var dünyada.

TAYLAN EFE ÇEKİ

Dövüş dünyasının Al Pacino’su

KONT

17 Haziran 1962’de Eskişehir’de doğar Emin Boztepe. Henüz 4 yaşındayken, ailesi Almanya’ya göç eder. O sıralarda Almanya’da ırkçılık had safhadadır, çok kez ırkçı saldırılara uğrar. Bruce Lee hayranıdır. Gördüğü bir Wing Tsun şovu sonrası, bu savaş sanatını öğrenmeye karar verir, biraz da kafasında o saldırılara yanıt vermek, adını bir Türk olarak dünyaya duyurmak da vardır… Wing Tsun Association’un Başkanı Leung Ting’ın hocalık yaptığı, Alman üstat Keith Kernspecht’ten ders alır ve kısa zamanda üstün yeteneğiyle alanında bir numara olur, dünyada tanınır, okullar açar, birçok insan için kahraman, efsane haline gelir. Kendi sistemi Emin Boztepe Martial Arts’ı (Ebmass) kurar. Uzun yıllar güzel oyuncu Jacqueline Bisset’le birlikte olur. Bütün dünyada dövüş sanatı üzerine seminerler veren, şovlar yapan, organizasyonlar gerçekleştiren Emin Boztepe şimdi sinema ve televizyonda dünya çapında olmaya niyetli. Osman Sınav’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Pusat’ta Ali Pusat’ın amansız düşmanı Kont rolünde izlediğimiz Boztepe ile sinemadaki hayallerini, dünyaya bakışını konuştuk.

# ‘Pusat’ta karanlık bir karakteri oynuyorsunuz, sevdiniz mi rolünüzü?

Kont, şeker, zengin bir karakter aslında. Ailesine çok düşkün, evet bahis oynatıyor, insanları kullanıyor ama iyi biri bence.

# Sinemaya ilginiz nasıl başladı?

Sinemayla ilgim 1987’de başladı. Almanya’nın en ünlü kadın yönetmenlerinden Doris Dörrie’nin ‘Happy Birthday Turkiye’ filminde Özay Fecht’le oynadım. Sonra bir aksiyon filminde dövüşçüyü canlandırdım. Hillary Swank’ın başrolünde olduğu ‘Quiet Days in Hollywood’da da küçük bir rolüm vardı.

# İçinizde hep bir oyuncu olma arzusu varmış demek!

Bu arzu tüm Türk milletinde var! Tabii benim hayatım biraz daha renkli geçti. Çok çile de çektim ama. Gurbetçi oluyorsun, farklı bakıyorsun dünyaya. Her gün evinde kalırsan değerini bilmezsin, uzaktaysan evini özlersin. Türkiye’ye düşkünüm, daha milliyetçiyim bu yüzden. Bir Türk olarak ismimi duyurma arzusu da var içimde.

# Hiç sanatla uğraştınız mı daha önce?

‘Uğur Böcekleri’ adında müzik grubu kurmuştuk ağabeyimle, basgitar çaldım. Babam 1984’te vefat etti, o zaman düşünmüştüm, dövüş sanatlarını mı seçeyim, müzikte mi kalayım diye. Dövüşü seçtim.

SIRTIMDAN BIÇAKLANDIM

# Sonra ne oldu?

Bruce Lee hayranıydım. 1987’de Los Angeles’a gittim, Ed Parker’la dövüşmeye. Bruce Lee 20 yıl önce aynı yerde sahneye çıkmış. Çok başarılı oldum, herkes beni çok sevdi. İklimi hoşuma gitti ve oraya taşındım. Uzun yıllar kaldım. O sırada Çinli hocam ve Almanya’daki üstadım “bizim işleri sen takip et” dedi, ben de 1997’de baş antrenör oldum, 10 adet okul açtım Amerika’da.

# Hâlâ var mı okullarınız?

Şimdi kendi şirketim Ebmass; Emin Boztepe Martial Arts System’i kurdum. 2001’den bu yana 40 ülkede 600 şubem var. Ondan önce hocalarım adına iş yapmıştım. Hayatımın 22 yılını onlara verdim, onlar beni Brütüs gibi bıçakladılar.

# Nasıl bıçakladılar?

Hocalarım yaşlandı, 60’lara yaklaştılar. Bana haksız suçlamalarda bulundular, kıskançlık yaptılar. Oysa alnımın teriyle dünyaya ismimi duyurdum. Dünyada hangi dövüş dergisi varsa, orada kapak olmuşum. Dövüş sanatının Robert De Niro’su, Al Pacino’suyum. 22 yıl sonra tüm okullarımı elimden aldılar.

# Nasıl alabildiler?

Temsilciliği aldılar elimden. “Hakaret etti” dediler. Kendileri okul kurdular ama onların bütün okulları iflas etti. Benim ismimle saygı kazanmışlardı. Bugün dövüş dünyasında Emin Boztepe deyince herkes tanır. Alman hocam cimri, kıskanç. Sorsanız çok seviyor beni.

# Dövüş sanatınızda zihni de eğitmek yok mu? Nedir bu kıskançlık?

Var tabii o yüzden de benim öğrencilerime karşı davranışlarım farklı. Yurtdışında, Almanya’da problemler yaşadım, dünyada ismimi duyurdum ama kötülükler gene beni yakaladı. Hayatımı verdiğim hocalarımdan kötülük gördüm. Bu, büyük darbe. Talebelerimi çok seviyorum, onları serbest bırakıyorum. Belli kurallarımız var, onları aşanlara diyorum ki, senin ‘chi’ yani ruhun bizim cemiyete uymuyor, başka hoca ara.

# ‘Son Osmanlı’da dayak yiyorsunuz buna hayranlarınız bozulmuşlar…

Bozulurlarsa bozulsunlar, bu profesyonel işi. Kenan (İmirzalıoğlu) benden 13 yaş küçük, aktör olarak ona saygım var. Tanıştığımızda “abi ellerin ağır” dedi. “Hiç problem değil Kenancım, seninle sahnem kötü olursa, benim aktörlüğüm kötü olur. Yumruk vuramazsan, dövüş sahneleri inandırıcı olmaz dedim”. Bayağı bir çalıştırdık, çok iyi dövüşmeye başladı. Amacım aktör olarak da dünya çapında olmak. Dövüş sanatçısı olarak kendimi ispat etmeme gerek yok, 32 yıldır bu işi yapıyorum, dünyada tanınan bir profesyonelim.

AYCAN SAROĞLU

Etiketler: , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular