header image
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Osman Sınav’ın dizileri evime hep girdi. Çünkü bendendi, ahlaksız değildi. Sırf filmi seyredilsin, cebini parayla doldursun diye kadın vücudunu deşifre eden, içine sevişme sahneleri koyan bir yapımcı olmadı. Kahramanlar yarattı ve onları tüm Türkiye’ye sevdirdi. İşte Deli Yürek, işte, Kurtlar Vadisi, işte Acı Hayat… Deli Yürek kardeşimin filmiydi, delikanlı kızdır. Kurtlar Vadisi babamın seyrettiği ilk dizi filmdi; çünkü babam bu ülkeden haberdardı. Şimdi annemin dizisini yapıyor; Acı Hayat’la yine bel altına inmeden sanatını icra ediyor. Karşınızda evimin fahri bireyi Osman Sınav…

Nasıl bir aileden geliyorsunuz?

Muhafazakar, milliyetçi ve vatansever bir aileye sahibim. Anadolu’nun küçük bir köyündenim. Babam esnaflık da yaptı, imamlık da. Zar zor geçiniyorduk. Para kazanmam gerekiyordu ve ben 5 kardeşin en büyüğüydüm. Babam hepimize yetişmeye çalıştı. Benim gözümde gerçek kahraman babamdır. O şartlarda çocukların hepsini okutmayı başardı. Türkiye’nin en ilerici adamı babam.

Kardeşleriniz ne işle uğraşıyorlar?

Benim küçüğüm Gazi Üniversitesi’nde yardımcı doçent, onun küçüğü Kolombiya Üniversitesi’nde, onun küçüğü nükleer uzmanı, en ufağımız ise eczacı.

Hepiniz farklı mesleklere yönelmişsiniz gördüğüm kadarıyla…

Kolombiya’da öğretim üyeliği yapan kardeşim önce askerdi. Bakın benim kardeşim orduda binbaşıydı, doçentti, anatomi hocasıydı, efendi bir adamdı. 28 Şubat sürecinde pat diye atıldı.Şimdi New York’ta.

Ordudan iki sebeple atılır insan. Bir dinî, diğeri mali sebeplerle. Sizinki hangisiydi?

Sebebini bilmiyoruz. Gerekçeler açıklanmaz diye bir yasa vardı.

Peki adalet talep ettiniz mi?

Bu sorgulanamaz bir şeydi. Mahkeme edilemediği için hak talep edilemedi. Hala çok üzülüyoruz. Ama ben ve ailem hiçbir zaman 28 Şubat’a karşı bir söylem yapmadık. Bu bir kör döğüşü. Orada da bu tip şeyler olabiliyor. Bizim devlet sevgimiz, ne olursa olsun değişmemiştir. Ahmet’in New York’taki evinde ve iş yerindeki odasında baş köşede Atatürk’ün resmi asılıdır. O nihayetinde askerdir fakat bir bilim adamı olarak yaşamaktadır.

Bugünkü siyasi duruşunuz nedir?

Herhangi ideolojik bir duruşum yok. Ancak devlet bekası önemlidir bizim için. Devlet olmazsa tavan bizim üzerimize çöker.

1980 öncesinde ülkücüymüşsünüz öyle değil mi?

Eylemci bir tarafım yoktu. O yıllarda biraz fazlaca kitap okumakla, yayınla falan ilgileniyordum. Bir duruşumuz vardı tabii ki. Çok sıkı solcu arkadaşlarım vardı ama ben öyleydim, o çevrenin içindeydim. Ancak dönüp arkama baktığımda bütün yaşananların provokatörlerin yazdığı bir senaryo olduğunu görüyorum. Solcu ya da ülkücü aslında herkesin istediği adalet talebiydi. Hepsinin de içinde ülke sevgisi vardı. Biri onun adına, ülkücülük diyordu diğeri de devrimcilik… Türkiye bir daha böyle bir duruma düşmez inşallah.

Bu yüzden mi içinde mutlaka kahramanlar olan dizi filmler çekiyorsunuz?

Türkler kahramanlığı sever. Her ulusun dünya misyonu üzerinde bir duruşu vardır. Türkler’in var olma nedeniyse kahramanlıktır. Adalet en büyük talepleridir. Ben aslında Türkiye’de kirlenmişlik üzerine en çok iş yapan yapımcıyım. Kurtlar Vadisi ve Deli Yürek buna örnektir.

Toplumdaki şiddetin artışının sebebi olarak, sizin yaratıcısı olduğunuz Kurtlar Vadisi gibi silahın ve kanın bol aktığı diziler gösteriliyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Acı Hayat için de mi aynı şey söyleniyor?

Orada da aşk için yaşanan bir mücadele var ve elbette yine silahlar konuşuyor. Aşk için savaşılıyor. Kurtlar Vadisi’nde vatan için yaşanıyor. Deli Yürek’te kişisel hak ve yakın çevresindekileri müdafaa etmek adına mücadele ediliyor. Hepsi adalet talep ediyor. Ne yani insanlar haksızlık karşısında sussunlar mı? O zaman hepimiz lay lay lom papatya toplayalım.

O halde şöyle sorayım; bu dizileri seyredip etkilenmemek mümkün müdür?

Zaten bu filmlerin insanlara zararı olacağını düşünseydim yapmazdım. İnsanların ruhu ne söylüyor, asıl önemli olan budur bence. İçinde varsa yapar, yoksa filmde öyle yapıyor diye silaha sarılmaz. Zaten yapacaktır ve öylelerin rehabilite edilmeleri lazımdır. Hastadırlar çünkü.

Adalet adam öldürmekle mi sağlanır sizce? Çözüm ille de silah mıdır?

Dizilerde silah var diye öyle kan gövdeyi götürmez, kimse silaha sarılmaz. Adaletin olmadığı toplumlarda her türlü çarpıklık görülür. Katiller çoğalır, hırsızlar kol gezer. Çünkü, bu işlere meyilli kişilerin kazanacakları kaybedeceklerinden fazladır. Hangi filmde silah yok ki sonra? İnsanın hayatında çiçek kadar silah da var. Silahla çiçek aynı şeydir. Bir yanınızda silah vardır, diğer yanınızda çiçek. Hayat içindedir ikisi de, kendinizi koruyacaksınız. Tetik insanların beynindedir. Asıl meseleyi tartışmak lazım. Benim dizilerimde, sabra ve hoşgörüye davet eden karakterler var. Onlar pozitif ve mesajları çok anlamlı. Tamam, ben eleştiriye açığım ama hiç birisinin benim dizilerimi baştan sona izlediğini sanmıyorum. Baştan sona izleyenlerin bana bu eleştiriyi getirmeyeceklerine inanıyorum. Çünkü çok fikri değişen oldu.

Televizyonda en çok ne satar; komedi mi, seks mi yoksa silah mı?

Hepsi satar. Nasıl yaptığınız önemli. Ne kadar bizden olmuş, buna bakacaksınız.

Siz çok büyük bütçeler kullanarak çalışmayı tercih eden bir yapımcısınız. Peki ama neden, daha çok para kazanacağınız umuduyla mı böyle davranıyorsunuz?

Kendi çıtamı kendim yükseltiyorum ve buna inanıyorum. Giderek dünya pazarına açılmak istiyorum. Üstelik benim hiç param yok.

Nasıl yani?

Çok şükür iyi yaşıyorum; çocuklarıma, aileme ve şirketime bakıyorum. Üstelik vergi şampiyonuyum ama param yok. Zengin de değilim. Kimseye borcum yok. En korktuğum şey borçtur. Kul hakkı yemedim hiç. Zaten iki şeyden korkarım, bir Allah’tan, iki kul hakkı yemekten. Onun dışında çok param olsun diye bir derdim hiç olmadı. Her şeyimi kaybedebilirim, kaybettim de.

İflas mı ettiniz?

Hem de dört defa iflas ettim, sıfırladım her şeyi. Bugün sıfırlasam yine en baştan çalışır yaparım. İlk iflasımdan kurtulduğumda şunu düşünmüştüm; üç çocuğum var, karım var ama bir evim bile yok. Sonra kazanıp, kendime bir ev aldım, o kadar. Hep daha iyi bir iş yapmaya çalışıyorum. Kazandığım parayı iyi harcarım.

Acı Hayat projesi nasıl ortaya çıktı?

1960 ihtilalinden sonra zengin ve fakir arasındaki uçurum iyice açıldı ve o dönemde bu konu aydınların ilgisini çok çekti, bir takım filmler yapıldı. Acı Hayat da bu yaraya parmak basan en önemli klasiktir. Bugün yine sosyal patlama elektriği var. Şimdi bu filmin tam zamanı olduğunu düşündüm.

Yayınlandığı akşamlarda reyting sıralamasında bir numaraya oturması benzerlerinin yapılmasına sebep oldu. Şöhret ve Ihlamurlar Altında buna örnektir. Bu durum sizi rahatsız etmiyor mu?

Yani trend oluşturduğunuzda mutlaka onun benzerleri yapılır. Dünya da böyle. Şöhret bu trendin peşinden gelmiş bir dizidir. Onunla bir meselemiz yok fakat Ihlamurlar Altında’yla var.

Birebir aynı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bakın, ben Acı Hayat için bütün yasal işlemlere uydum. Yaratıcısı Metin Aksan’dan telif haklarını satın aldım ve yaptım. İnsanlar, ismini değiştiririz, karakterlerin adını değiştiririz diye düşünüp aynısını yapmışlar. Ama yanlış; bu şekilde bir drama değişmiş olmaz. Ihlamurlar Altında, Acı Hayat’ın birebir aynısıdır. Bu, minareyi çalıp, kılıfını hazırlamaktır.

Olay mahkemeye intikal etti mi?

Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış, onlar beni mahkemeye verdi. O diziyi ben kanal yöneticilerinin masasına Acı Hayat diye götürmüşümdür, onlar beğenip bir başkasıyla sadece ismini değiştirerek Ihlamurlar Altında’yı yapmıştır. Adaletin gecikmeden oluşması gerekmektedir. Herkes her şeyi yapamaz.

Sizden önce yayına başladı değil mi?

Tabii bizden önce yaptılar. Hikaye sağlam olduğu için de doğru tahmin etmişiz, onların dizisi de iyi reyting alıyor. Ama şimdi ne yazık ki biz onları taklit eder hale düştük. Ancak onlardan daha yüksek reyting alıyoruz.

Bu işin kısa yoldan bir çözümü olamaz mı?

Olur, açık bir davet yapıyorum onlara; dizilerini getirip Acı Hayat’ın tam karşısına koysunlar. Hodri meydan, haydi düello yapalım. Bakın ben bu işin telif hakkını almışım, bütün haklarımdan vazgeçiyorum. Maç yapalım diyorum. Aslında haklarım vazgeçilmez haklar. Kim yüksek reyting alıyorsa o kalsın, diğeri gitsin. Onlara da söyledim bunu.

Ne dediler?

Ben kendime güveniyorum ama onlar yanaşmıyorlar. Yanaşsalar gelirler karşıma.

Kenan İmirzalıoğlu ve Necati Şaşmaz’ı siz keşfettiniz. İlk oyunculuk deneyimlerini sizin dizilerinizde yaptılar. Ne gördünüz de onlarda, başrol oynattınız ve başardınız?

Michalengelo müthiş bir heykeltıraştır biliyorsunuz, yaptığı eserin karşısına geçip çekici kafasına fırlatıyor ve “Haydi konuş” diyor. Ona, “İnanılır gibi değil, eserleriniz sanki canlı, nasıl yapıyorsunuz bunu?” diye soruyorlar. Cevabı şu; “Ben bir şey yapmıyorum, sadece fazlalıklarını alıyorum.” Ben de Necati ve Kenan’ın sadece fazlalıklarını aldım. O ışık vardı zaten onlarda. Baktım ve o ışığı gördüm.

Sizi hikayeler yazıp yönetmeye iten şey neydi?

Ortaokul ve lise boyunca sürekli resim çalıştım, üniversitede resim okumak istedim. O yıllarda ülkede makine mühendisliği, mimarlık falan çok önemli. Ailenin de çalışkan çocuklarından biri olduğum için öyle bir şey bekleniyordu. Bir de ailede doktorluk çok önemliydi, çok doktor vardı. Babam şoke oldu resim okumaya gideceğimi söyleyince. Sonra fikir değiştirip bu işe başladım. Ona da şok olmuştu ama sonra alıştı. Ben yaptığım diziler ve filmlerle konuşan bir adamım.

Bu yüzden mi çok nadir röportaj veriyorsunuz?

Çok fazla röportaj vermiyorum çünkü konuşkan biri değilim. Zaten benim anlattığım hikayelerdir daha çok söylemek istediğim şeyi söyleyen. Konuşup ahkam keserek, yaptığım işlerin geride kalmasını istemem.

Kaynak: Bugün Gazetesi

Etiketler: , , , , , , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular