header image
28 Kasım 2006 Arşivler 2 Yorum var
    Twitter yüklenirken lütfen bekleyiniz Osman Sınav Fan Twitter
Son Güncel Duyuruları Osman Sınav Twitter'dan Takip Edebilirsiniz!
7000'i aşkın Osman Sınav Fan Hayranları arasına katılmak için Tıklayınız!
Osman Sınav Fan Hayranları Facebook Sayfası için Tıklayınız!

Basında bir “ Osman Sınav efsanesi” olarak sunuluyordu. “Deli Yürek” dizisiyle ekranlarda iz bırakan bu “deha” yeni bir diziyle daha halkın gözündeki perdeyi aralamaya devam ediyor ve tüm ülkeyi TV başına kilitlemeyi başarıyordu.
Devlet politikalarının günceline dair önemli ipuçlarıyla döşeli kurmacasıyla “Türkiye’nin reyting rekortmeni”ydi artık (1). Selçuk Yöntem, bu diziyi bir ülke gerçeği olarak betimliyordu. Yani kökü tarihin derinliklerine kadar uzanan bir milletin içine “Kurt” düşmüştü. Politika/cılar kirlenmişti, siyaset sabıkalıydı ve bu ülkede “suçun politikası” yapılıyordu artık. Köhne sokak aralarından başlayıp toplumun en merkez noktasına kadar tüm katmanlarını organizmasıyla çürüten bu yapılanma, en tepe noktada çok etkili bir “Konsey”e dönüşüyordu. Nihai hedef egemenlik ihtirasıyla ülkenin kumanda masasını ele geçirmek, güçlenmek ve gittikçe çok daha etkili bir konuma gelmekti. Evet, “Kurtlar Vadisi” bu şer güçler ve onunla kıran kırana mücadele edenlerin hikayesiydi. İzlenme rekorları niye? Her dizide/serüvende kötü odaklarla karşıtları birbirlerine bir adım daha yaklaşıyorlardı. Öyle ki iyiler gittikçe kötülerden bulaşan organizmalarla kirlenmeye başlamışlardı. Kötü kokulu vadinin “isi” ve imgeleri iyi-adamların üzerlerinde iz bırakmış, kötülük bir veba gibi bulaşmıştı. Bu belalı yolculukta “tüm taraflar” kirlenmişlerdi ve bu devinim içerisinde iyi ve kötü ayrımsanamaz bir haldeydi. İyiler de kötüler kadar eli kanlıydı artık. Adalet ve hukuk, hatta emniyet güçleri bile devre dışı bırakılmış, iyilerin keyfi infazları katliamlara dönüşmüştü. Bu yapılanma kendi içerisinde kuralları, yöntem ve araçları olan devlet içerisinde münferit hareket edebilen farklı bir devleti temsil ediyordu. Yani devletin gölgede kalan karanlık tarafını. Her dizide ülkenin güncel gerçekleri imlenerek “Kurtlar Vadisi”yle ilişkilendiriliyordu. Halk, artık görünene değil görünmeyene bakıyor; bir krilyan fotoğrafçısı gibi devletin attığı her adımda içindeki “kötü ruhun” izini sürüyordu. Susurluk ayranına kara çalan olayların halka çarpan psikolojik etkisi zemini üzerinden yeşeren bir senaryoydu. Dolayısıyla direnç noktasında toplumsal tepkileriyle tektiplileşen kitleyle yelkenlerini şişiren dizinin süratli çıkışı beklenen bir etkiydi. Kurtlar Vadisi’nin pusu, kahvehaneleri yani toplumun hareketli tabanını kuşattıkça karanlık bölünerek çoğalıyor ve kalabalıkların bağışıklıklarını ele geçirerek sokak aralarında kuşku ve güven bunalımı sendromları baş gösteriyordu. Süreği olarak da arka sokaklara düşen karanlığın gölgesi oradaki istenmeyen organizmaları harekete geçiriyordu. MİT de izliyormuş… Kahvehanelerde dizi öncesi sandalyeler rezerve ediliyordu. Okey masalarının tek jokeri Osman Sınav’dı artık. Dizilen her sıra taşta, atılan her zarda karanlığın ayak izleri vardı. Karanlık sokak aralarındaki boşluklara dağıldıkça yeniyetme gençlerin mimiklerine, davranışlarına yerleşiyor ve idealleri haline geliyordu. İlköğretim yaş düzeyine kadar sirayet eden bu olay okul bahçelerinde davranış bozuklukları olarak kendini gösteriyordu. İzlenme rekorları kıran “…mafya dizilerinin iyi bir oluşummuş gibi yansıtıldığını belirten Emniyet Genel Müdürlüğü; Radyo Televizyon Üst Kurulu’na başvurarak bu dizilerin yayından kaldırılmasını istedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, RTÜK’e mafya dizileri konusunda başvuru yaptı. (…) Son dönemde yayınlanan mafya dizilerinde şiddet dozunun artırıldığına dikkat çekilerek, bir dizide gırtlak kesilmesi ve bunun devlet adına yapılıyormuş gibi lanse edilmesinin rahatsızlık uyandırdığı belirtildi. Polisin başvurusunda; bu görüntülerin efektlerle desteklenmesinin de yeni yetişen gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğinin altı çizildi. Gençlerin ve çocukların gözünde mafyanın değer teşkil edebileceği ve ailelerin çocuklarından ‘Ben okula gitmek istemiyorum, mafya olacağım’ sözlerini sıkça duymaya başlaması da bu yayınların iptal istemine temel oluşturdu. Çocuk ve ruh sağlığı uzmanları ise, polisin bu tespitlerine katılırken; aşırı şiddet görüntülerinin kimlik arayışı içindeki çocukları olumsuz yönlendirebileceği uyarısında bulundu. Çocukların bir süre sonra kendilerini dizilerdeki oyuncularla özdeşleştirebileceğini kaydeden uzmanlar, onların birbirlerine ve kendinden küçük yaştakilere şiddet uygulamaya başlamasının kaçınılmaz olduğunu vurguluyorlar”dı (2). Ancak bu gidişata karşı “Durun kalabalıklar/ Bu cadde çıkmaz sokak” diye haykıran RTÜK’e rağmen dizi çarkı dönmeye devam ediyordu. Ülke gündemimizi işgal eden dizideki Devlet politikalarının günceline dair önemli ipuçlarıyla döşeli kurmacasıyla “Türkiye’nin reyting rekortmeni”ydi artık (1). Selçuk Yöntem, bu diziyi bir ülke gerçeği olarak betimliyordu. Yani kökü tarihin derinliklerine kadar uzanan bir milletin içine “Kurt” düşmüştü. Politika/cılar kirlenmişti, siyaset sabıkalıydı ve bu ülkede “suçun politikası” yapılıyordu artık. Köhne sokak aralarından başlayıp toplumun en merkez noktasına kadar tüm katmanlarını organizmasıyla çürüten bu yapılanma, en tepe noktada çok etkili bir “Konsey”e dönüşüyordu. Nihai hedef egemenlik ihtirasıyla ülkenin kumanda masasını ele geçirmek, güçlenmek ve gittikçe çok daha etkili bir konuma gelmekti. Evet, “Kurtlar Vadisi” bu şer güçler ve onunla kıran kırana mücadele edenlerin hikayesiydi. İzlenme rekorları niye? Her dizide/serüvende kötü odaklarla karşıtları birbirlerine bir adım daha yaklaşıyorlardı. Öyle ki iyiler gittikçe kötülerden bulaşan organizmalarla kirlenmeye başlamışlardı. Kötü kokulu vadinin “isi” ve imgeleri iyi-adamların üzerlerinde iz bırakmış, kötülük bir veba gibi bulaşmıştı. Bu belalı yolculukta “tüm taraflar” kirlenmişlerdi ve bu devinim içerisinde iyi ve kötü ayrımsanamaz bir haldeydi. İyiler de kötüler kadar eli kanlıydı artık. Adalet ve hukuk, hatta emniyet güçleri bile devre dışı bırakılmış, iyilerin keyfi infazları katliamlara dönüşmüştü. Bu yapılanma kendi içerisinde kuralları, yöntem ve araçları olan devlet içerisinde münferit hareket edebilen farklı bir devleti temsil ediyordu. Yani devletin gölgede kalan karanlık tarafını. Her dizide ülkenin güncel gerçekleri imlenerek “Kurtlar Vadisi”yle ilişkilendiriliyordu. Halk, artık görünene değil görünmeyene bakıyor; bir krilyan fotoğrafçısı gibi devletin attığı her adımda içindeki “kötü ruhun” izini sürüyordu. Susurluk ayranına kara çalan olayların halka çarpan psikolojik etkisi zemini üzerinden yeşeren bir senaryoydu. Dolayısıyla direnç noktasında toplumsal tepkileriyle tektiplileşen kitleyle yelkenlerini şişiren dizinin süratli çıkışı beklenen bir etkiydi. Kurtlar Vadisi’nin pusu, kahvehaneleri yani toplumun hareketli tabanını kuşattıkça karanlık bölünerek çoğalıyor ve kalabalıkların bağışıklıklarını ele geçirerek sokak aralarında kuşku ve güven bunalımı sendromları baş gösteriyordu. Süreği olarak da arka sokaklara düşen karanlığın gölgesi oradaki istenmeyen organizmaları harekete geçiriyordu. MİT de izliyormuş… Kahvehanelerde dizi öncesi sandalyeler rezerve ediliyordu. Okey masalarının tek jokeri Osman Sınav’dı artık. Dizilen her sıra taşta, atılan her zarda karanlığın ayak izleri vardı. Karanlık sokak aralarındaki boşluklara dağıldıkça yeniyetme gençlerin mimiklerine, davranışlarına yerleşiyor ve idealleri haline geliyordu. İlköğretim yaş düzeyine kadar sirayet eden bu olay okul bahçelerinde davranış bozuklukları olarak kendini gösteriyordu. İzlenme rekorları kıran “…mafya dizilerinin iyi bir oluşummuş gibi yansıtıldığını belirten Emniyet Genel Müdürlüğü; Radyo Televizyon Üst Kurulu’na başvurarak bu dizilerin yayından kaldırılmasını istedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, RTÜK’e mafya dizileri konusunda başvuru yaptı. (…) Son dönemde yayınlanan mafya dizilerinde şiddet dozunun artırıldığına dikkat çekilerek, bir dizide gırtlak kesilmesi ve bunun devlet adına yapılıyormuş gibi lanse edilmesinin rahatsızlık uyandırdığı belirtildi. Polisin başvurusunda; bu görüntülerin efektlerle desteklenmesinin de yeni yetişen gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğinin altı çizildi. Gençlerin ve çocukların gözünde mafyanın değer teşkil edebileceği ve ailelerin çocuklarından ‘Ben okula gitmek istemiyorum, mafya olacağım’ sözlerini sıkça duymaya başlaması da bu yayınların iptal istemine temel oluşturdu. Çocuk ve ruh sağlığı uzmanları ise, polisin bu tespitlerine katılırken; aşırı şiddet görüntülerinin kimlik arayışı içindeki çocukları olumsuz yönlendirebileceği uyarısında bulundu. Çocukların bir süre sonra kendilerini dizilerdeki oyuncularla özdeşleştirebileceğini kaydeden uzmanlar, onların birbirlerine ve kendinden küçük yaştakilere şiddet uygulamaya başlamasının kaçınılmaz olduğunu vurguluyorlar”dı (2). Ancak bu gidişata karşı “Durun kalabalıklar/ Bu cadde çıkmaz sokak” diye haykıran RTÜK’e rağmen dizi çarkı dönmeye devam ediyordu. Ülke gündemimizi işgal eden dizideki gırtlak kesme olayından sonra ABD Başkanı George W. Bush, CIA Başkanı George Tenet’i görevde tutacağını açıkladığı konuşma sırasında, “Bize, adamın boğazına bıçak sallayıp kesen CIA ajanı lazım.” demesi bir TV kanalının ilgisini çekiyordu. Ancak Osman Sınav konuyu tiye alarak, “ABD Başkanı’nın söylediği sözleri bir-iki hafta önceden öğrenebilmemiz için bize ABD’den dosya gelmesi lazım. Bu da mümkün olmayacağına göre Bush’un açıklamasıyla bizim geçen bölümün konusunun benzeşmesi sadece ilginç bir tesadüftür.” diyordu (3). Diğer taraftan Selçuk Yöntem: “İstihbaratçılar bile bu diziyi izliyor.” diye dizinin gizemini vurgularken dizide canlandırdığı Aslan Bey karakteri için, “Yabancı gizli servislerin cirit attığı, nüfuz casuslarının tüm ülkeyi kuşattığı bir ortamda devletin bekasını korumaya çalışan Aslan Bey’i (Polat’ın bir adım önüne çıkartarak) günümüzün Robin Hood’u olarak tarif ediyordu” (4). Çakıcı’yı da kızdırdılar ya… Bu puslu vadide yol alan izleyiciye “Kurtlar Vadisi”nin zifiri ikliminde yaşayan gölge yüzlerle dizideki karşılıkları olan karakterler bir örnekleştirilerek sunuluyordu. O kadar ki dizideki karakter karşılığı Çakır olan Alaattin Çakıcı kamuoyuna duyduğu rahatsızlığı dile getiren beyanatlar veriyor ve akabinde Çakır’ın fişi çekilerek diziden çıkarılıyordu. Alaattin Çakıcı yani Çakır karakterini canlandıran Oktay Kaynarca, “Diziden çıkarılacağımdan haberim yoktu, benim için sürpriz oldu.” diye işaret parmağını Alaattin Çakıcı’nın kamuoyu açıklamasına çevirirken; Fatih Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta Osman Sınav, “Doğrudan veya dolaylı olarak Alaattin Çakıcı’dan bir uyarı aldınız mı?” sorusuna, “Hayır efendim. Ben de sizler gibi gazeteden okudum.” cevabını veriyordu (5). Gerçeğe ışık tutuyor… Bazı kaynaklara göre: “Ülkenin karanlık ve puslu vadisinde bir yılda paylaşılan para; şantaj ve haraçtan 100 milyon dolar, kaçak insan ticaretinden 200 milyon dolar, kumardan 1,5 milyar dolar, silah kaçakçılığından 3 milyar dolar, tahvil, bono, döviz ve borsa manipülasyonundan 10 milyar dolar, uyuşturucu ticaretinden ise 40 milyar dolardı. Para baronlarının masum her insana kestiği bu toplumsal haraç ise Türkiye Milli Geliri’nin tam yarısıydı.” Osman Sınav, bu manzaranın perde arkasını ekranlara taşıyayım derken “bu vurgundan ‘Kurtlar Vadisi’ de nasibini alıyor” şeklinde bir haber tetris kolonunu tamamlayan son şekil gibi biriken her ne varsa inhibe ediyordu. Net Haber’e göre: “Kurtlar Vadisi dizisinde koruma rolünde oynayan Zafer Papaoğlu eroin ile yakalandı. Narkotik Şube Müdürlüğü tarafından Kadıköy ve Bahçelievler’de düzenlenen iki ayrı operasyonda, 91 kilo 219 gram eroin, 13 kilogram esrar, 2 bin 200 adet ‘Extacy’ hap ve 2 adet ruhsatsız tabanca ele geçirilmişti.” Zafer Papaoğlu dizide kendi gerçeğini canlandırmış oluyordu. Kurtlar Vadisi kimilerine göre sabıkalıydı artık. Gölgelerin izini sürmek ve karanlık yeraltına fener tutmak hem kahramanlık hem de ölümüne yalnızlık anlamına gelen bir şeydi v e belki de bu yapıtta ikisini birden bir araya getirmenin sonucu olan sosyolojik dalgalanmalar gelgitler halinde senaryoya yansıyordu. Kaynakça; 1. Zaman gazetesi, 2. Türkiye gazetesi, 3. Show TV, 4. Turkuaz, 5. Zaman ELEŞTİRMEN
MEHTAP YILMAZ GÜR 01/05/2004

Etiketler: , ,

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunlarıda Okudular